Uzmanla aram tutmadı, terapisti değiştirmek doğru mu?
Evet, doğru olabilir ve bu bir başarısızlık değildir. Terapide sonucu belirleyen en güçlü etkenlerden biri, danışanla uzman arasındaki ilişkinin kalitesidir; yöntem ne kadar iyi olursa olsun, anlaşılmadığınızı hissettiğiniz bir ilişkide ilerlemek zordur [1]. Yine de değiştirmeden önce bir adım vardır: rahatsızlığınızı uzmanınıza söylemek. Bu konuşma çoğu zaman süreci düzeltir; düzeltmiyorsa değişim yerindedir.
Uyum neden bu kadar önemli?
Terapi araştırmalarında "terapötik ittifak" denen şey, yani danışanla terapistin birbirine güvenmesi, hedeflerde anlaşması ve görevler üzerinde iş birliği yapması, onlarca yıldır ölçülür. Yüzlerce çalışmayı bir araya getiren analizler, ittifakın kalitesinin terapi sonucunu yöntemden bağımsız biçimde ve tutarlı olarak öngördüğünü göstermiştir [1][2]. Bu, uyumun bir lüks değil, tedavinin parçası olduğu anlamına gelir. Aynı araştırmalar bir şeyi daha söyler: ittifak ilk birkaç görüşmede kurulur ve erken dönemdeki ittifak, sonucun en güçlü öngörücülerinden biridir. Yani "zamanla düzelir" beklentisi bazen doğru, bazen yanıltıcıdır.
Aram tutmadı ne demek?
Peki "aram tutmadı" derken tam olarak ne kastediyorsunuz? Bu sorunun cevabı, ne yapacağınızı belirler. Bazı kişiler için sorun kişiliktir: uzman soğuk, mesafeli ya da tersine fazla samimi gelir. Bazıları için yöntemdir: çok konuşulup az yapılır, ya da çok ödev verilip az dinlenir. Bazıları için hızdır: uzman ya çok hızlı derine iner ya da hiç ilerlemez. Bazıları içinse anlaşılmama duygusudur: anlattıklarınız yanlış yorumlanır, önemsediğiniz şey geçiştirilir. Bu ayrımı yapmak önemlidir; çünkü yöntem ve hız sorunları konuşarak çözülebilirken, temel bir güven eksikliği çoğu zaman çözülmez.
Önce uzmanınıza söyleyin
Değiştirmeden önceki adım, bunu uzmanınıza söylemektir. "Kendimi anlaşılmış hissetmiyorum", "bu yöntem bana uymuyor gibi", "görüşmelerden sonra kendimi daha kötü hissediyorum", "ne üzerinde çalıştığımızı anlamıyorum" cümlelerini kurmak, çoğu zaman süreci düzeltir. İyi bir uzman bu geri bildirimi savunmaya geçmeden karşılar, sizinle birlikte neyin işlemediğine bakar ve yaklaşımını gözden geçirir. Araştırmalar, ittifakta yaşanan kopmaların onarılmasının, hiç kopma yaşanmamış süreçlerden bile daha iyi sonuçlar verebildiğini göstermektedir [2]. Bu konuşmanın kendisi bile terapötik olabilir; çünkü birçok kişi için rahatsızlığını doğrudan söyleyebilmek zaten üzerinde çalışılan bir beceridir. Terapistinize kızgınlığınızı söyleyip yargılanmadığınızı görmek, başka ilişkilerde de işe yarayacak bir deneyimdir.
Bu konuşmayı yapmak zor geliyorsa birkaç yol vardır. Görüşmenin başında "bugün süreçle ilgili bir şey konuşmak istiyorum" diyerek konuyu açabilirsiniz. Ne söyleyeceğinizi önceden yazmak işe yarar. Suçlayıcı olmayan bir dil seçmek de kolaylaştırır: "siz beni anlamıyorsunuz" yerine "kendimi anlaşılmış hissetmiyorum" demek, uzmanın savunmaya geçmesini önler. Uzmanın bu konuşmaya nasıl tepki verdiği, kararınız için en güçlü veridir: savunmaya geçen, sizi suçlayan ya da geçiştiren bir uzmanla devam etmek anlamlı değildir; merakla dinleyen ve birlikte çözüm arayan bir uzmanla ise çoğu zaman devam etmeye değer.
Kaç görüşme beklemeli?
Kaç görüşme beklemeli? Genel bir ölçü olarak üç ile dört görüşme makul bir süredir. İlk görüşmede tuhaf hissetmek olağandır; tanışma, anlatma ve alışma zaman alır ve ilk görüşme büyük ölçüde bilgi toplamayla geçer. Ama dört görüşme sonunda hâlâ rahat konuşamıyorsanız, anlaşılmadığınızı düşünüyorsanız, ne üzerinde çalıştığınızı bilmiyorsanız ya da görüşmeye giderken belirgin bir isteksizlik duyuyorsanız, değişiklik düşünmek yerindedir. Öte yandan on görüşmedir "belki düzelir" diye beklemek de zaman ve para kaybıdır; erken dönemde kurulmayan bir ittifak, kendiliğinden kurulmaz.
Zorlayıcı terapi mi, uyumsuzluk mu?
Burada önemli bir ayrım vardır: terapinin zorlayıcı olması ile ilişkinin kötü olması aynı şey değildir. Zor bir konuya girildiğinde görüşmeler rahatsız edici gelebilir; görüşmeden sonra yorgun, üzgün ya da huzursuz hissetmek kötü bir işaret değildir, hatta çalışmanın işlediğini gösterebilir. "Bu konuyu konuşmak beni zorluyor" ile "bu kişiyle konuşamıyorum" farklı şeylerdir. Terapi bazen sizi sevmediğiniz şeylerle yüzleştirir ve bu yüzleşmenin rahatsızlığı, uzmandan kaçma isteği olarak ortaya çıkabilir. Kaçınma nedeniyle uzman değiştirmek, sorunu bir sonraki uzmana taşımaktan başka işe yaramaz; üstelik bir sonraki uzmanla da aynı noktada aynı istek doğar. Kendinize şu soruyu sorun: rahatsız olduğum şey konu mu, kişi mi?
Açıkça değiştirmeyi gerektiren durumlar
Açıkça değiştirmeyi gerektiren durumlar da vardır ve bunlar uyum meselesi değil, uygulama sorunudur. Yargılandığınızı ya da küçümsendiğinizi hissetmek; sınır ihlalleri, yani görüşme dışında kişisel yakınlık kurma çabası, uygunsuz sorular ya da dokunma; görüşmenin uzmanın kendi meseleleriyle, kendi hikâyeleriyle dolması; sürekli geç kalınması ya da görüşmelerin sık sık iptal edilmesi; gizliliğin ihlali; size uygun olmayan bir yöntemde ısrar; tanı ya da ilaç konusunda yetkisi olmadığı hâlde kesin hükümler vermesi; "bensiz düzelemezsin" gibi bağımlılık yaratan cümleler. Bu durumlarda beklemek ya da konuşmak gerekmez; değiştirmek doğru karardır ve ciddi ihlallerde meslek örgütüne bildirim yapmak da hakkınızdır [3]. Sağlık hizmeti alan herkesin hizmet aldığı kişiyi seçme ve değiştirme hakkı yasal olarak da güvence altındadır [5].
Değiştirirken dikkat edilecekler
Değiştirmeye karar verdiyseniz şunlara dikkat edin. Yeni uzmana daha önce ne çalıştığınızı, neyin işe yaradığını ve neyin yaramadığını anlatın; bu, sıfırdan başlamanızı önler ve yeni uzman için değerli bir bilgidir. Yöntem konusunda beklentinizi baştan söyleyin: daha yapılandırılmış mı, daha serbest mi, daha çok konuşmak mı, daha çok uygulama mı istiyorsunuz. Çalıştığınız konuyu netleştirin; eski süreçte konu dağıldıysa yeni süreçte hedefi baştan belirleyin. Eski uzmanla yaşadığınız sorunun ne olduğunu da anlatın; iyi bir uzman bunu eski meslektaşını eleştirmek için değil, sizinle nasıl çalışması gerektiğini anlamak için kullanır.
Sık uzman değiştirme örüntünüz varsa bunu da paylaşın. Üç dört uzmanı birkaç görüşmede bırakmış olmak, uzmanların hepsinin uygunsuz olduğunu değil, belki de yakınlık kurulmaya başlandığında kaçma eğiliminin devreye girdiğini gösterebilir. Bu, utanılacak bir şey değil, çalışılması gereken bir konudur ve bunu yeni uzmana söylemek, aynı döngünün tekrarını önleyebilir. Terapiyi erken bırakma araştırmalarda yaygın bir sorundur; danışanların yaklaşık beşte biri süreci zamanından önce bırakır ve bunun bir kısmı uyumsuzluktan, bir kısmı ise kaçınmadan kaynaklanır [4].
Ayrılmayı bildirmek zorunda mısınız? Zorunda değilsiniz ama kısa bir mesajla bildirmek hem sizin için bir kapanış olur hem de uzman açısından süreci düzgün sonlandırır. "Sürece burada ara vermek istiyorum, emeğiniz için teşekkür ederim" cümlesi yeterlidir; gerekçe açıklamak zorunda değilsiniz. Mümkünse bir son görüşme yapmak da değerlidir: neyin işe yaradığını, neyin yaramadığını konuşmak, yeni uzmanla daha iyi başlamanızı sağlar. Suçluluk hissetmeyin; uzmanlar bu durumu meslekî olarak karşılar ve etik kurallar da danışanın süreci sonlandırma hakkını açıkça tanır [3]. Bir uzmanın sizi ayrılmaktan vazgeçirmek için baskı yapması, kararınızın doğru olduğunun bir işaretidir.
Psikiyatrist değiştirmek
Psikiyatrist değiştirmek de benzer ilkelerle yürür ama ek bir dikkat gerektirir: ilaç kullanıyorsanız tedaviyi kesmeden yeni psikiyatriste geçmek gerekir. Kullandığınız ilaçların adını, dozunu ve ne zamandır kullandığınızı yeni hekime iletin; mümkünse eski hekimden kısa bir epikriz isteyin. İlacı kendi başınıza bırakıp yeni hekime "sıfırdan" gitmek, hem belirtilerin dönmesine hem de yeni hekimin tabloyu yanlış değerlendirmesine yol açar.
Sık sorulanlar
Sık sorulan birkaç soru: "Uzmanım beni değiştirmemem için ikna etmeye çalışıyor." Kararınızı açıklamak zorunda değilsiniz; nazik ama kesin olun. "Değiştirdim ama yenisi de uymadı." İki deneme olağandır; üçüncüde örüntüyü düşünmek ve yeni uzmana bunu açıkça söylemek gerekir. "Uzmanımı beğeniyorum ama ilerleme yok." Bu, uyum değil, yöntem sorunudur; önce bunu konuşmak ve hedefleri yeniden belirlemek, değiştirmekten daha iyi sonuç verebilir. "Aynı klinikte başka bir uzmana geçebilir miyim?" Evet; klinikler bu tür geçişleri olağan karşılar ve dosyanız sizin izninizle aktarılır.
Bazen değişmesi gereken uzman değil, yöntemdir. Konuşma ağırlıklı bir süreçten belirli bir hedefe odaklanan yapılandırılmış bir çalışmaya geçmek ya da tam tersini denemek, çoğu zaman aynı uzmanla mümkündür. Uzmanınız o yöntemi uygulamıyorsa sizi uygun bir meslektaşına yönlendirmesi olağandır ve bunu istemek hakkınızdır. Yöntem değişikliğini denemeden uzman değiştirmek, bazen gereksiz bir kayıp olur.
Çocuk ve ergenlerde
Çocuk ya da ergen için uzman değiştirmek biraz farklı ilerler. Burada uyumu değerlendiren iki taraf vardır: çocuk ve aile. Çocuğun görüşmelere isteksiz gitmesi tek başına yeterli bir ölçüt değildir; çocuklar zorlandıkları konulara yaklaşırken de direnç gösterir. Bakılması gereken şey, çocuğun uzmanla güvenli bir ilişki kurup kurmadığı, ailenin düzenli geri bildirim alıp almadığı ve evde ya da okulda gözlenebilir bir değişimin başlayıp başlamadığıdır. Aileye hiç bilgi verilmeyen, hedefi paylaşılmayan bir süreçte üç dört aydan fazla beklemek doğru değildir. Ergenlerde ise ergenin kendi tercihi ağır basar; ergen uzmanı açıkça reddediyorsa zorlamak süreci tümüyle bitirebilir ve uzman değiştirmek daha gerçekçi bir yoldur.
Yeni uzmanı seçerken
Yeni uzmanı seçerken ilk görüşmeyi bir değerlendirme görüşmesi gibi kullanabilirsiniz. Şu soruları sormak, ikinci bir uyumsuzluk yaşama olasılığını azaltır: benim gibi bir tabloda hangi yöntemle çalışıyorsunuz, bu yöntem genellikle ne kadar sürer, görüşmeler arasında benden ne bekliyorsunuz, ilerlemeyi nasıl ölçeceğiz, süreç işlemezse ne yaparız. Bu soruların yanıtlarının netliği kadar, uzmanın soruları karşılama biçimi de bilgi verir. Sorulardan rahatsız olan bir uzmanla ileride geri bildirim vermek de zor olacaktır.
Değiştirmeye karar vermeden önce kısa bir kontrol yapın. Rahatsızlığımı uzmanıma açıkça söyledim mi? Söyledikten sonra en az iki görüşme daha geçti mi? Sorun yöntemle mi, kişiyle mi, yoksa konunun kendisiyle mi ilgili? Görüşme dışındaki hayatımda küçük de olsa bir değişim var mı? Bu dört sorunun yanıtı, kararınızın kaçınma mı yoksa yerinde bir tercih mi olduğunu ayırt etmenizi sağlar. İlk iki adım hiç denenmediyse önce onları denemek daha kazançlıdır; hepsi denendiği hâlde tablo değişmiyorsa değişim yerindedir.
Yeni uzmanı bulana kadar ara vermek zorunda kalırsanız bu arayı boş geçirmeyin. Eski süreçte neyin işe yaradığını, hangi konuların açıldığını ve hangi uygulamaların size iyi geldiğini kısaca yazın. Bu notlar hem yeni uzmanla ilk görüşmeyi hızlandırır hem de ara dönemde kazandıklarınızı korumanıza yardımcı olur. Aranın uzun sürmesi bekleniyorsa ve belirtileriniz ağırlaşıyorsa, yeni uzman arayışını ertelemeden sürdürmek gerekir.
Son bir not: değiştirmek başarısızlık değildir. Bazen yöntem uymaz, bazen kişilik uymaz, bazen zamanlama uymaz. Doğru eşleşmeyi bulmak için birkaç deneme gerekebilir ve bu, destek almaktan vazgeçmek için bir neden değildir. Terapiye yatırılan zaman da boşa gitmez; ilk süreçte öğrendikleriniz yeni sürece taşınır.
Bu konuda ücretsiz testler
Birkaç dakikada çözebilir, kendinizi daha iyi tanıyabilirsiniz. Testler tanı koymaz.
Psikoloğa Gitmeli miyim Testi
Ruh halinizdeki dalgalanmaların günlük yaşamınızı ne kadar etkilediğini ve profesyonel bir desteğin size...
5 dk · ÜcretsizTesti çöz
Bende Psikolojik Sorun Var Mı Testi
Ruh halinizi, stres seviyenizi ve günlük işlevselliğinizi anlamanıza yardımcı olan kapsamlı farkındalık t...
5 dk · ÜcretsizTesti çöz
Ruhsal Yorgunluk Yüzdeniz Kaç?
Enerjiniz, dikkatiniz, duygusal dayanma gücünüz ve toparlanma kapasiteniz üzerinden ruhsal yorgunluk düze...
5 dk · ÜcretsizTesti çöz
Kaynaklar
- Alliance in adult psychotherapy: A meta-analytic synthesis (Flückiger, Del Re, Wampold ve Horvath), Psychotherapy 55(4) — Amerikan Psikoloji Derneği (APA) (2018) ↑
- Psychotherapy relationships that work III (Norcross ve Lambert), Psychotherapy 55(4) — Amerikan Psikoloji Derneği (APA) (2018) ↑
- Psikologlar İçin Etik Yönetmeliği — meslekî ilişki, sınırlar ve hizmetin sonlandırılması — Türk Psikologlar Derneği (2004) ↑
- Premature discontinuation in adult psychotherapy: A meta-analysis (Swift ve Greenberg), Journal of Consulting and Clinical Psychology 80(4) — Amerikan Psikoloji Derneği (APA) (2012) ↑
- Hasta Hakları Yönetmeliği — sağlık kuruluşunu ve personelini seçme ve değiştirme hakkı — Sağlık Bakanlığı (2019) ↑
Bu yanıt genel bilgilendirme amaçlıdır; kişiye özel muayene, tanı ya da tedavinin yerini tutmaz. Belirtileriniz sürüyorsa bir ruh sağlığı uzmanına başvurun. Kendinize ya da bir başkasına zarar verme düşünceniz varsa hemen 112'yi arayın.
