Çocuklarda Anksiyete Bozuklukları: Belirtileri ve Tedavisi

· Güncellendi: 7 Ekim 2026

Yazan: Psikiyatri Rehberi Editör Ekibi Yayımlanma: Güncelleme: Nasıl hazırlıyoruz?
🎧 Makaleyi sesli dinleyin -- dk okuma süresi

Kısaca

Çocuklarda anksiyete bozukluğu, yaşa göre beklenenden yoğun ve uzun süren korku ve endişelerin çocuğun okul, arkadaşlık ve aile yaşamını zorlamasıdır; çocuk ve ergenlerin yaklaşık yüzde 6–7'sinde görülür. Sabahları artan karın ağrısı, okuldan kaçınma, ebeveyne yapışma, uyku sorunları ve sürekli güvence isteme sık görülen işaretlerdir. Ayrılık kaygısı, özgül fobi, sosyal anksiyete ve yaygın anksiyete bozukluğu en sık türlerdir. İlk basamak tedavi bilişsel davranışçı terapidir; orta ve ağır tablolarda SSRI eklenebilir. Ebeveynlerin duyguyu kabul edip çocuğu korkusuyla küçük adımlarla yüzleşmeye cesaretlendirmesi, sürekli güvence vermekten ve kaçınmaya ortak olmaktan vazgeçmesi iyileşmeyi destekler.

Çocuklarda anksiyete bozukluğu, yaşına göre beklenenden çok daha yoğun ve uzun süren korku ve endişelerin çocuğun okulunu, arkadaşlıklarını ya da aile yaşamını zorlaştırmasıdır. Çocuk ve ergenlerde en sık görülen ruhsal sorunlardır. Karın ağrısı, okuldan kaçınma, uyku sorunları ve sürekli güvence isteme sık görülen işaretlerdir; erken destekle belirgin biçimde düzelebilir.

Çocuklarda Anksiyete Bozuklukları: Belirtileri ve Tedavisi

Bu yazıda çocuklarda kaygının normal korkulardan nasıl ayrıldığını, belirtilerini ve türlerini, nedenlerini, tanı ve tedavi sürecini ve ebeveynlerin evde neler yapabileceğini ele alıyoruz.

Çocuklarda anksiyete bozukluğu nedir?

Kaygı, çocuğu tehlikelere karşı koruyan doğal bir duygudur. Anksiyete bozukluğunda ise korku ya da endişe gerçek tehlikeyle orantısızdır, haftalar veya aylar boyunca sürer ve çocuk korktuğu durumlardan kaçınmaya başlar. Dünya genelinde çocuk ve ergenlerin yaklaşık yüzde 6 ile 7'sinde bir anksiyete bozukluğu bulunduğu tahmin ediliyor.

Kaygı bozuklukları çoğu zaman sessiz seyreder; uslu, kurallara uyan ve sorun çıkarmayan çocuklarda uzun süre fark edilmeyebilir. Anksiyetenin türleri ve genel özellikleri için anksiyete bozuklukları rehberi yazımıza bakabilirsiniz.

Normal çocukluk korkuları ile kaygı bozukluğu nasıl ayrılır?

Her yaşın kendine özgü korkuları vardır: bebeklikte yabancılardan, okul öncesinde karanlıktan ve canavarlardan, okul çağında yaralanmaktan ve başarısızlıktan korkmak olağandır. Bu korkular geçicidir ve çocuk teselliyle sakinleşebilir. Kaygı bozukluğunda ise korku yaşa uygun değildir ya da beklenenden çok yoğundur, aylarca sürer, kaçınmaya yol açar ve günlük yaşamı aksatır.

Çocuğunuzun doktor ve hastane korkusunu anlamak için çocuklarda doktora gitme korkusu testi ebeveynlere yol gösterir.

YaşGelişime uygun korkularKaygı bozukluğunu düşündüren durum
8 ay – 2 yaşYabancılardan çekinme, ebeveynden ayrılınca kısa süreli ağlamaTanıdık ortamda bile sakinleşememe, beslenme ve uykunun belirgin bozulması
3–6 yaşKaranlık, canavarlar, hayvanlar, yalnız uyumakKorku nedeniyle her gece uzun süren krizler, kreşe hiç alışamama
7–12 yaşYaralanma, hastalık, doğal afetler, okul başarısıEbeveyne kötü bir şey olacağı endişesiyle okula gidememe, sürekli güvence isteme
ErgenlikSosyal değerlendirme, dış görünüş, gelecekTopluluk önünde konuşamama, arkadaş ortamlarından ve derse kalkmaktan kaçınma

Çocuklarda kaygı belirtileri nelerdir?

Çocuklar kaygılarını çoğu zaman sözle anlatamaz; kaygı daha çok davranış ve beden yoluyla ortaya çıkar. Sabahları artan karın ya da baş ağrısı, uykuya dalamama ve kabuslar, ebeveynden ayrılmak istememe, sık ağlama ve öfke nöbetleri, aynı soruları tekrar tekrar sorma ve korkulan durumlardan kaçınma sık görülen belirtilerdir.

Belirti türüÖrnekler
BedenselKarın ağrısı, bulantı, baş ağrısı, sık tuvalete gitme, çarpıntı, kas gerginliği
DuygusalSürekli endişe, çabuk ağlama, sinirlilik, “ya kötü bir şey olursa” düşünceleri
DavranışsalOkula gitmek istememe, yeni ortamlardan kaçınma, ebeveyne yapışma, sürekli güvence isteme
UykuYalnız uyuyamama, uykuya dalmakta güçlük, kabuslar, gece ebeveynin yanına gelme
OkulDikkat toplayamama, derse kalkmaktan kaçınma, sınav öncesi yoğun sıkıntı, aşırı mükemmeliyetçilik

Kaygılı çocuk bazen öfke nöbetleri ya da karşı gelme ile dikkat çeker; bu davranışların altında korkulan durumdan kaçma isteği yatabilir. Bedensel yakınmalarda önce çocuk doktoru muayenesiyle başka nedenler dışlanmalıdır.

Çocuklarda hangi anksiyete bozuklukları görülür?

Çocuklarda en sık görülen anksiyete bozuklukları ayrılık kaygısı bozukluğu, özgül fobiler, sosyal anksiyete bozukluğu ve yaygın anksiyete bozukluğudur. Seçici konuşmazlık daha çok okul öncesi ve ilkokul yıllarında, panik bozukluk ise genellikle ergenlikte ortaya çıkar. Aynı çocukta birden fazla kaygı bozukluğunun birlikte görülmesi oldukça sıktır. Türler belirtilerin neye odaklandığına göre ayrılır.

TürÇocukta nasıl görünür?
Ayrılık kaygısı bozukluğuEbeveynden ayrılınca aşırı sıkıntı, ona kötü bir şey olacağı korkusu, okula ya da yatılı misafirliğe gidememe
Özgül fobiKöpek, iğne, karanlık ya da gök gürültüsü gibi belirli bir şeye karşı yoğun korku ve kaçınma
Sosyal anksiyete bozukluğuDerse kalkma, yeni arkadaş edinme ya da topluluk önünde konuşmada yoğun utanç ve kaçınma
Yaygın anksiyete bozukluğuOkul notları, aile sağlığı, gelecek gibi pek çok konuda durmayan endişe ve sürekli güvence isteme
Seçici konuşmazlıkEvde rahat konuşan çocuğun okulda ya da yabancıların yanında konuşamaması
Panik bozuklukAniden gelen çarpıntı, nefes darlığı ve yoğun korku nöbetleri; daha çok ergenlikte

Okula gitmeyi reddetme çoğu zaman bu bozuklukların ortak sonucudur; bu konu için okul fobisi, sınav dönemindeki yoğun kaygı için sınav kaygısı yazılarımıza bakabilirsiniz. Takıntılar ve tekrarlayan davranışlar öne çıkıyorsa çocuklarda OKB yazımız yol gösterebilir.

Çocuklarda kaygı neden olur?

Çocuklarda kaygı bozuklukları kalıtım, mizaç ve çevrenin etkileşimiyle ortaya çıkar. Yeni durumlarda çekingen ve temkinli bir mizaçla doğan çocuklarda risk daha yüksektir. Ebeveynde kaygı bozukluğu olması, aşırı koruyucu ya da eleştirel tutumlar, taşınma, boşanma, kayıp ve zorbalık gibi stresli yaşam olayları da kaygının başlamasına ya da sürmesine katkıda bulunabilir.

Ailenin iyi niyetle çocuğu korktuğu her durumdan uzak tutması kısa vadede rahatlatır, ama çocuğun korkusuyla baş edebileceğini öğrenmesini engeller ve kaygıyı besler. Ebeveynler kaygının kaynağı olmasa da iyileşme sürecinin en önemli parçasıdır.

Çocuklarda anksiyete nasıl teşhis edilir?

Çocuklarda anksiyete bozukluğu tanısını çocuk ve ergen psikiyatrisi uzmanı, çocukla ve ebeveynle yapılan görüşmelere ve gerektiğinde öğretmen bilgisine dayanarak koyar. Kaygının içeriği, süresi ve günlük yaşama etkisi değerlendirilir; çocuk ve ebeveyn için geliştirilmiş tarama ölçekleri kullanılabilir. Bedensel hastalıklar, depresyon, DEHB ve öğrenme güçlükleri de ayrıca gözden geçirilir.

Kaygı ile dikkat dağınıklığı birbirine karışabilir; kaygılı çocuk endişeleri nedeniyle derse odaklanamayabilir. Ölçeklerin nasıl kullanıldığı hakkında genel bilgi için anksiyete testleri, dikkat sorunlarıyla ayrım için çocuklarda DEHB yazılarımıza bakabilirsiniz.

Çocuklarda anksiyete nasıl tedavi edilir?

Çocuklarda anksiyete bozukluklarının ilk basamak tedavisi bilişsel davranışçı terapidir. Çocuk kaygısını tanımayı, korkutucu düşüncelerini sınamayı ve korktuğu durumlarla küçük adımlarla yüzleşmeyi öğrenir. Orta ve ağır tablolarda SSRI grubu ilaçlar eklenebilir; araştırmalar terapi ve ilacın birlikte uygulanmasının en yüksek iyileşme oranını sağladığını gösteriyor. Ebeveynlerin sürece katılması her yaşta sonucu iyileştirir.

YöntemNasıl yardımcı olur?
Bilişsel davranışçı terapiKaygıyı tanıma, düşünceleri sınama, gevşeme ve kademeli yüzleşme becerileri kazandırır
Ebeveyn odaklı programlarEbeveynlerin sürekli güvence verme ve kaçınmaya ortak olma davranışlarını azaltmayı öğretir
Okulla iş birliğiOkula dönüş planı ve sınıf içi küçük düzenlemelerle kaçınmayı azaltır
SSRI grubu ilaçlarOrta ve ağır tablolarda ya da terapi yetersiz kaldığında uzman kararıyla kullanılır
Eşlik eden sorunların tedavisiDepresyon, uyku sorunları ya da DEHB varsa ayrıca ele alınır

Yalnızca ebeveynlerle yürütülen programların, bazı çocuklarda doğrudan çocuğa uygulanan bilişsel davranışçı terapi kadar etkili olabildiği gösterilmiştir; bu yaklaşım terapiye katılmak istemeyen çocuklarda özellikle yararlıdır. İlaç kullanan çocuklar ilk haftalarda duygudurum değişiklikleri yönünden yakından izlenir.

Ebeveynler kaygılı çocuğa nasıl yardımcı olabilir?

Kaygılı çocuğa yardımın temeli, duygusunu küçümsemeden kabul etmek ve aynı zamanda korkusuyla baş edebileceğine güvenmektir. “Korkacak bir şey yok” demek yerine “Bu durum seni korkutuyor, ama bununla baş edebilirsin” demek çocuğu hem anlar hem cesaretlendirir. Korkulan durumlarla küçük ve planlı adımlarla karşılaşmak kaygıyı zamanla azaltır.

  • Korkulan durumu kolaydan zora sıralayan bir “cesaret merdiveni” hazırlayın ve basamakları birlikte deneyin.
  • Çocuğun cesur davranışlarını sonuçtan bağımsız olarak fark edip övün.
  • Yeni durumlara önceden hazırlayın; ne olacağını basit ve kısa cümlelerle anlatın.
  • Aynı soruya verilen güvenceyi sınırlayın; “Bunu konuştuk, sen ne düşünüyorsun?” diye yanıtlayın.
  • Uyku, yemek ve oyun saatlerini düzenli tutun; ekran ve korkutucu haber içeriklerini sınırlayın.
  • Karın nefesi gibi basit sakinleşme yöntemlerini sakin anlarda birlikte çalışın.
  • Kendi kaygınızı yönetin; çocuklar zor durumlarla nasıl baş edileceğini ebeveynlerini izleyerek öğrenir.

Ebeveynlerin kaçınması gereken tutumlar nelerdir?

Kaygılı çocuğun ebeveynleri iyi niyetle bazı tutumlara yönelir, ancak bunlar kaygıyı sürdürebilir. Çocuğu korktuğu her durumdan uzak tutmak, onun yerine konuşmak ya da iş yapmak, aynı soruya sürekli güvence vermek, korkusuyla alay etmek ve onu hazırlıksız biçimde korkulan duruma zorlamak en sık yapılan yanlışlardır. Dengeli yaklaşım anlayış ile cesaretlendirmeyi birlikte içerir.

Kaçınılması gerekenYerine yapılabilecek
“Korkacak bir şey yok, abartma” demekDuyguyu adlandırıp çocuğun baş edebileceğine güvendiğinizi söylemek
Kaygı nedeniyle okula göndermemekOkulla birlikte kademeli dönüş planı yapmak
Çocuğun yerine konuşmak ya da iş yapmakKüçük bir adımı kendisinin atmasını cesaretlendirmek
Aynı soruya defalarca güvence vermekBir kez yanıtlayıp çocuğun kendi cevabını bulmasına fırsat vermek
Korkulan duruma habersiz zorlamakÖnceden anlatıp adım adım ve birlikte yaklaşmak

Ne zaman profesyonel yardım alınmalı?

Kaygı birkaç haftadan uzun sürüyorsa, çocuk okula gitmekte, arkadaş edinmekte ya da uyumakta zorlanıyorsa, bedensel yakınmalar sık tekrarlıyorsa veya aile düzeni çocuğun korkularına göre değişmeye başladıysa bir çocuk ve ergen psikiyatrisi uzmanına başvurmak gerekir. Umutsuzluk ifadeleri ya da kendine zarar verme varsa beklemeden destek alınmalıdır.

Tedavi edilmeyen kaygı bozuklukları zamanla okuldan kopmaya, ergenlikte depresyona ve yetişkinlikte süren kaygı sorunlarına yol açabilir. Erken başlanan destek bu riskleri belirgin biçimde azaltır.

Kaygı Bozukluğu Olan Çocuğa Günlük Hayatta Nasıl Davranmalı?

Kaygı bozukluğu olan çocuğa günlük hayatta davranırken temel ilke, duygusunu anlayışla karşılamak ama korkusunun aile düzenini yönetmesine izin vermemektir. Sabah okula hazırlanırken, yatma vaktinde ya da yeni bir ortama girerken sakin, kısa ve öngörülebilir bir yaklaşım çocuğun güven duygusunu artırır. Uzun açıklamalar ve tartışmalar ise kaygıyı çoğu zaman büyütür.

Örneğin her sabah karın ağrısı nedeniyle okula gitmek istemeyen bir çocukta, bedensel bir neden dışlandıktan sonra “Karnının ağrıdığını biliyorum, okulda da geçebilir; öğretmenine söyleyebilirsin” demek ve sabah rutinini aynı sırayla sürdürmek, çocuğu evde tutmaktan daha yararlıdır. Yatma vaktinde ise kısa bir sohbet, sabit bir uyku ritüeli ve odadan çıkarken “Birazdan bakmaya geleceğim” diyerek verilen sözü tutmak, çocuğun yalnız uyuma becerisini adım adım geliştirir.

Yeni bir ortama, örneğin bir doğum günü partisine ya da yeni bir kursa gitmeden önce çocuğa neyle karşılaşacağını kısaca anlatmak, mümkünse ortamı önceden birlikte görmek ve ilk dakikalarda yanında kalıp sonra uzaklaşmak geçişi kolaylaştırır. Çocuk ilk denemede zorlansa bile tamamen vazgeçmek yerine bir sonraki sefer için daha küçük bir adım planlamak, kaçınmanın yerleşmesini önler.

DurumYardımcı olmayan tepkiYardımcı olan tepki
Sabah okul kaygısı“Bugün de kal bakalım”Sabit sabah rutini, öğretmenle iş birliği, kısa ve sıcak vedalaşma
Yalnız uyuyamamaHer gece çocuğun yanında uyumakUyku ritüeli, kısa aralıklarla kontrol sözü, adım adım uzaklaşma
Tekrarlayan “ya olursa” sorularıHer seferinde uzun güvenceler vermekBir kez yanıtlamak, sonra çocuğun kendi cevabını sormak
Yeni ortamHiç götürmemek ya da habersiz bırakmakÖnceden anlatmak, birlikte başlamak, sonra uzaklaşmak

Çocuk Kaygı Krizi Yaşarken Ne Yapılmalı?

Çocuk yoğun bir kaygı anı yaşarken ağlıyor, titriyor ya da nefes almakta zorlandığını söylüyorsa önce sakin kalın ve sesinizi yavaşlatın. Onu güvenli bir köşeye alın, yanında oturun ve birlikte yavaş nefes alın; örneğin “Bir balon şişiriyormuş gibi yavaşça üfleyelim” diyebilirsiniz. Kriz anında mantıklı açıklamalar yapmak yerine kısa ve güven veren cümleler kurmak daha etkilidir.

Çocuğun dikkatini çevresindeki somut şeylere yönlendirmek de yardımcı olur: gördüğü beş rengi saymak, elindeki oyuncağın dokusunu anlatmak ya da birlikte sayı saymak gibi. Kaygı dalgası birkaç dakika içinde azaldığında, olayı büyütmeden günlük akışa dönün. Daha sonra sakin bir zamanda, o anda ne hissettiğini ve bir dahaki sefere neyin işe yarayabileceğini birlikte konuşabilirsiniz.

Okul Öncesi Çocukta Kaygı Nasıl Görülür?

Okul öncesi dönemdeki çocuklarda kaygı çoğu zaman ebeveynden ayrılamama, kreşe alışamama, yoğun öfke nöbetleri, uyku sorunları, yeni yiyeceklerden ve ortamlardan kaçınma ve gece kâbuslarıyla kendini gösterir. Bu yaştaki çocuklar duygularını sözle ifade edemediği için kaygı daha çok oyunlarında, bedensel yakınmalarında ve davranışlarında ortaya çıkar.

Bu yaş grubunda ebeveynlerin yaklaşımı tedavinin en önemli parçasıdır. Kısa ve tutarlı vedalaşmalar, sabit günlük rutinler, duyguları adlandırmaya yardım eden resimli kitaplar ve oyun yoluyla korkulan durumları canlandırmak kaygının azalmasına yardımcı olur. Kreşe alışma birkaç haftayı aşkın süredir hiç ilerlemiyorsa ya da çocuk evde de sürekli sıkıntılıysa değerlendirme gerekir.

Ergenlerde Kaygı Nasıl Farklıdır?

Ergenlik döneminde kaygı daha çok sosyal değerlendirilme korkusu, dış görünüş, sınavlar, gelecek ve arkadaş ilişkileri etrafında yoğunlaşır. Ergen kaygısını çoğu zaman ebeveynlerinden gizler; odasına kapanma, sosyal ortamlardan kaçınma, okulu aksatma, uyku düzeninin bozulması ve sinirlilik ilk fark edilen işaretler olabilir. Panik ataklar da bu dönemde daha sık başlar.

Ergenle konuşurken yargılamadan dinlemek, çözüm dayatmak yerine onun ne istediğini sormak ve mahremiyetine saygı göstermek iletişimi açık tutar. Sosyal medyada geçirilen sürenin ve karşılaştırmaların kaygıyı artırabileceğini birlikte konuşmak da yararlıdır. Ergenlik döneminde tedavi edilmeyen kaygı depresyon, okul bırakma ve madde kullanımı riskini artırabileceği için erken destek önemlidir.[6]

Deprem, Kayıp ya da Boşanma Sonrası Çocukta Kaygı Nasıl Ele Alınır?

Deprem gibi doğal afetler, bir yakının kaybı, ebeveynlerin boşanması, taşınma ya da kardeş doğumu gibi büyük değişiklikler çocuklarda kaygıyı başlatabilir ya da artırabilir. Bu olayların ardından birkaç hafta süren uyku sorunları, ebeveyne yapışma, sık soru sorma ve olayla ilgili oyunlar beklenen tepkilerdir. Çocuğun güvenlik duygusunu yeniden kurmak bu dönemin temel hedefidir.

Çocuğa yaşına uygun, kısa ve dürüst açıklamalar yapmak, günlük rutinleri mümkün olduğunca korumak, haber ve görüntülere maruz kalmasını sınırlamak ve duygularını konuşabileceği güvenli anlar yaratmak yardımcı olur. Ebeveynin kendi kaygısını çocuğun yanında yönetebilmesi de çok önemlidir. Tepkiler bir aydan uzun sürüyor, giderek artıyor ya da çocuk okula ve oyuna dönemiyorsa bir çocuk ve ergen uzmanına başvurulmalıdır.

Çocuklarda Kaygı Tedavisi Ne Kadar Sürer?

Çocuklarda kaygı bozukluğu için uygulanan bilişsel davranışçı terapi genellikle on ila on altı seans sürer ve birçok çocukta birkaç ay içinde belirgin düzelme sağlanır. Büyük bir çalışmada, terapi ile ilacın birlikte uygulandığı çocukların büyük çoğunluğunun belirgin biçimde iyileştiği, tek başına terapi ya da ilaçla da önemli oranda düzelme olduğu gösterilmiştir.[2]

Klinik rehberler, hafif ve orta düzeydeki kaygıda önce terapiyi, orta ve ağır tablolarda ise terapiye ek olarak ilaç tedavisini önermektedir.[4] Ebeveynlerin terapide öğrenilen becerileri evde sürdürmesi, iyileşmenin kalıcı olmasını sağlar. Bazı ailelerde yalnızca ebeveynlerle yürütülen programlar da çocuğun kaygısını azaltmada etkili olabilir.[3]

Çocuklarda Kaygı Bozukluğu Ne Kadar Yaygındır?

Kaygı bozuklukları, çocuk ve ergenlerde en sık görülen ruhsal sorunlardır. Dünya genelindeki çalışmaları birleştiren bir analizde, çocuk ve ergenlerin yaklaşık yüzde altı ile yedisinde herhangi bir anda bir kaygı bozukluğu bulunduğu tahmin edilmiştir.[1] Bu, kalabalık bir sınıfta birkaç çocuğun kaygı bozukluğu yaşıyor olabileceği anlamına gelir.

Bu kadar yaygın olmasına rağmen kaygılı çocukların önemli bir kısmı fark edilmez; çünkü sessiz, uyumlu ve kurallara uyan çocuklar sorun çıkarmadığı için kaygıları gözden kaçar. Tanı sınıflamaları da çocuklarda kaygının yetişkinlerden farklı görünebileceğini, örneğin ağlama, öfke nöbetleri, donup kalma ya da ebeveyne yapışma şeklinde ortaya çıkabileceğini vurgular.[7]

Çocuklarda Kaygı ile Depresyon Birlikte Görülür mü?

Evet, özellikle uzun süren kaygı bozukluklarında, ergenlik döneminde depresyon gelişme riski artar. Sürekli endişe, kaçınma nedeniyle arkadaşlardan ve etkinliklerden uzaklaşma ve “hiçbir şeyi başaramıyorum” duygusu zamanla çocuğun ruh hâlini düşürebilir. Bu nedenle kaygılı bir çocukta keyif kaybı, umutsuzluk ifadeleri ve uyku düzeninde belirgin değişiklikler dikkatle izlenmelidir.

Kaygı ve depresyon birlikte bulunduğunda tedavi ikisini aynı anda hedefler. Çocuğun “yaşamak istemiyorum” gibi cümleler kurması ya da kendine zarar vermesi her zaman ciddiye alınmalı ve beklemeden bir uzmana başvurulmalıdır; acil bir tehlike varsa 112 aranmalıdır. Çocuklardaki depresyon belirtilerini çocukluk depresyonu yazımızda anlattık.

Çocuğun Kaygısı İçin Hangi Uzmana Gidilir?

Çocuğun kaygısı günlük yaşamını belirgin biçimde etkiliyorsa önce bir çocuk ve ergen psikiyatrisi uzmanına başvurmak en doğru adımdır; uzman tanıyı koyar, benzer belirtiler yapan durumları ayırt eder ve tedavi planını yapar. Bilişsel davranışçı terapi ve ebeveyn programları ise çocuk ve ergenlerle çalışan psikologlar tarafından da yürütülebilir.

Bulunduğunuz ildeki uzmanları, örneğin İzmir çocuk ve ergen psikiyatrisi ya da Ankara çocuk ve ergen psikoloğu sayfalarımızdan inceleyerek randevu talebi gönderebilirsiniz. Okula gitmek istemeyen bir çocuğun durumunu değerlendirmek için çocuğum neden okula gitmek istemiyor testimiz ebeveynlere yol gösterebilir.

Sık Sorulan Sorular

Çocuklarda kaygı kendiliğinden geçer mi?

Gelişime uygun korkular çoğu zaman kendiliğinden geçer. Aylardır süren ve yaşamı zorlayan kaygı ise genellikle destek gerektirir; kaçınma sürdükçe kaygı güçlenebilir.

Çocuğumun karın ağrısı kaygıdan olabilir mi?

Evet, özellikle okul sabahlarında artan ve hafta sonları azalan karın ağrısı kaygıyla ilişkili olabilir. Yine de önce çocuk doktoru muayenesiyle bedensel nedenler dışlanmalıdır.

Kaygılı çocuğa ilaç verilir mi?

Hafif ve orta düzeyde öncelik terapidir. Orta ve ağır tablolarda çocuk psikiyatristi SSRI grubu bir ilaç önerebilir; ilaç yakın izlemle kullanılır.

Ebeveynin kaygısı çocuğa geçer mi?

Kaygıya yatkınlıkta kalıtımın payı vardır, ayrıca çocuklar ebeveynlerinin tepkilerini örnek alır. Ebeveynin kendi kaygısı için destek alması çocuğun iyileşmesine de katkı sağlar.

Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır ve bir uzman değerlendirmesinin yerine geçmez. Çocuğunuzun kaygıları günlük yaşamını zorluyorsa bir çocuk ve ergen psikiyatrisi uzmanına başvurun.

Bu yazı hakkında ne düşünüyorsunuz?

1 yorum

Düşüncenizi ya da deneyiminizi birkaç cümleyle paylaşabilirsiniz. Takma ad kullanabilirsiniz; telefon ya da adres yazmayın, yorumunuz herkese açık yayımlanır.

E-posta ya da telefon istemiyoruz. Yorumunuz editör ekibimiz okuduktan sonra yayımlanır.

Kendinizi güvende hissetmiyorsanız yorum yazmak yerine hemen 112'yi arayın.

Okurların yorumları

  1. Gizem Cetin

    Pandemi sonrasi uzatilmis yas bozuklugu tanisininn yeni bir kategori olarak eklenmesini bu yazıda öğrendim.

Yazan: Psikiyatri Rehberi Editör Ekibi Yayımlanma: 6 Eylül 2025, 21:26 Güncelleme: 7 Ekim 2026, 08:14 Nasıl hazırlıyoruz?

Kaynaklar ve ileri okuma

Bu yazı hazırlanırken aşağıdaki kaynaklar temel alınmıştır. Sağlığınızla ilgili kararlar için hekiminize danışın.

  1. Annual research review: a meta-analysis of the worldwide prevalence of mental disorders in children and adolescents (Polanczyk GV ve ark.), Journal of Child Psychology and Psychiatry — Wiley (2015)
  2. Cognitive behavioral therapy, sertraline, or a combination in childhood anxiety (Walkup JT ve ark.), New England Journal of Medicine — Massachusetts Medical Society (2008)
  3. Parent-based treatment as efficacious as cognitive-behavioral therapy for childhood anxiety: a randomized noninferiority study of Supportive Parenting for Anxious Childhood Emotions (Lebowitz ER ve ark.), Journal of the American Academy of Child and Adolescent Psychiatry — Elsevier (2020)
  4. Clinical practice guideline for the assessment and treatment of children and adolescents with anxiety disorders (Walter HJ ve ark.), Journal of the American Academy of Child and Adolescent Psychiatry — Elsevier (2020)
  5. The Screen for Child Anxiety Related Emotional Disorders (SCARED): scale construction and psychometric characteristics (Birmaher B ve ark.), Journal of the American Academy of Child and Adolescent Psychiatry — Elsevier (1997)
  6. Anxiety disorders during childhood and adolescence: origins and treatment (Rapee RM, Schniering CA, Hudson JL), Annual Review of Clinical Psychology — Annual Reviews (2009)
  7. DSM-5-TR: Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı, Anksiyete Bozuklukları — Amerikan Psikiyatri Birliği (APA) (2022)

Bu yazı nasıl hazırlandı?

Bu yazı Psikiyatri Rehberi Editör Ekibi tarafından; resmi ürün bilgileri, tanı sınıflandırmaları ve güncel tedavi kılavuzları esas alınarak hazırlanmıştır. Bilgilendirme amaçlıdır; tanı ve tedavi için sizi muayene eden hekime başvurun.

Yayımlanma: 06.09.2025 Son güncelleme: 07.10.2026 Yayın ilkelerimiz Sorumluluk reddi

Tıbbi sorumluluk reddi. Bu yazı yalnız bilgilendirme amaçlıdır; profesyonel tıbbi tavsiye, tanı ya da tedavinin yerine geçmez. Sağlığınızla ilgili sorularınız için bir sağlık profesyoneline başvurun.

Acil durumda: Kendinize ya da başkasına zarar verme düşünceniz varsa hemen 112'yi arayın ya da en yakın acil servise gidin.