Panik Bozukluk Nedir? Belirtileri, Nedenleri ve Tedavisi

· Güncellendi: 7 Ekim 2026

Yazan: Psikiyatri Rehberi Editör Ekibi Yayımlanma: Güncelleme: Nasıl hazırlıyoruz?
🎧 Makaleyi sesli dinleyin -- dk okuma süresi

Kısaca

Panik bozukluk, beklenmedik anlarda tekrarlayan panik atakları ve bunu izleyen en az bir ay süren yeni atak korkusu ya da kaçınma davranışıyla giden bir anksiyete bozukluğudur; yetişkinlerin yaklaşık yüzde 2–3'ünde bir yıl içinde görülür ve kadınlarda iki kat sıktır. Atakta çarpıntı, nefes darlığı, göğüste sıkışma, baş dönmesi, uyuşma, gerçek dışılık hissi ve ölüm korkusu yaşanır. Her panik atak panik bozukluk değildir ve bir kısmında agorafobi gelişir. İlk ataklarda bedensel nedenler dışlanmalıdır. En etkili tedaviler iç duyumlara maruz bırakmayı içeren bilişsel davranışçı terapi ile SSRI ve SNRI grubu antidepresanlardır; sakinleştiriciler uzun süreli tedavide önerilmez.

Panik bozukluk, beklenmedik anlarda tekrar tekrar gelen panik atakları ve bunun ardından en az bir ay süren yeni bir atak geçirme korkusuyla giden bir anksiyete bozukluğudur. Kişi atakların yeniden geleceği endişesiyle belirli yerlerden ve etkinliklerden kaçınmaya başlayabilir. Bilişsel davranışçı terapi ve gerektiğinde ilaç tedavisiyle büyük ölçüde kontrol altına alınabilir.

Panik Bozukluk Nedir? Belirtileri, Nedenleri ve Tedavisi

Bu yazıda panik bozukluğun panik ataktan farkını, belirtilerini, nedenlerini, agorafobiyle ilişkisini, tanı sürecini ve tedavi seçeneklerini ele alıyoruz. Atak anında uygulanabilecek adımlar için panik atak anında ne yapmalı yazımıza bakabilirsiniz.

Panik bozukluk nedir?

Panik bozukluk, tetikleyici bir durum olmadan başlayan panik atakların tekrarlaması ve kişinin yaşamının bu atakların gölgesinde şekillenmesidir. Tanı için en az bir atağın ardından bir ay ya da daha uzun süre yeni atak geçirme endişesi, atağın sonuçlarından korkma ya da ataklardan kaçınmak için davranışlarda belirgin değişiklik bulunmalıdır.

Yetişkinlerin yaklaşık yüzde 2 ile 3'ü bir yıl içinde panik bozukluk yaşar; kadınlarda erkeklere göre yaklaşık iki kat sık görülür. Genellikle ergenlik sonu ile genç erişkinlik arasında başlar.

Panik atak ile panik bozukluk arasındaki fark nedir?

Panik atak, dakikalar içinde doruğa ulaşan yoğun bir korku nöbetidir ve hayatında en az bir kez panik atak geçiren insan sayısı oldukça fazladır. Panik bozukluk ise atakların beklenmedik biçimde tekrarlaması ve kişinin sürekli yeni bir atak korkusuyla yaşamaya başlamasıdır. Yani her panik atak panik bozukluk anlamına gelmez.

ÖzellikTek panik atakPanik bozukluk
SıklıkBir ya da birkaç kezTekrarlayan ataklar
BaşlangıçÇoğu zaman belirgin bir stres ya da tetikleyiciyleEn az bir kısmı beklenmedik, belirgin neden olmadan
Ataklar arası dönemGünlük yaşam değişmezSürekli yeni atak korkusu ve beden kontrolü
Davranış değişikliğiGenellikle yokKalabalık, yolculuk ya da egzersiz gibi durumlardan kaçınma
Görüldüğü durumlarYoğun stres, diğer kaygı bozuklukları, depresyon, madde kullanımıBaşlı başına bir anksiyete bozukluğu

Panik bozukluğun belirtileri nelerdir?

Panik bozukluğun iki temel bileşeni vardır: panik atakların kendisi ve ataklar arasında süren beklenti kaygısı. Atak sırasında çarpıntı, terleme, titreme, nefes darlığı, boğulma hissi, göğüste sıkışma, bulantı, baş dönmesi, üşüme ya da sıcak basması, uyuşma, gerçek dışılık hissi, kontrolü kaybetme ve ölüm korkusundan en az dördü yaşanır.

Ataklar arasındaki beklenti kaygısı çoğu zaman şu davranışlarla kendini gösterir:

  • Bir sonraki atağın ne zaman geleceğini sürekli düşünme
  • Nabzı sık sık ölçme, bedendeki küçük değişiklikleri kontrol etme
  • Yalnız kalmaktan, uzağa gitmekten ya da tanıdık olmayan yerlerden kaçınma
  • Egzersiz, kahve ya da heyecanlı filmler gibi kalbi hızlandıran şeylerden uzak durma
  • Yanında hep su, ilaç ya da güvendiği bir kişiyi bulundurma

Bazı kişilerde ataklar uykudan uyandırır; gece panik atakları panik bozuklukta sık görülür ve uyumaktan korkmaya yol açabilir. Atak sırasındaki bedensel belirtilerin ayrıntısı için anksiyete vücutta nereye vurur yazımıza bakabilirsiniz.

Panik bozukluk neden olur?

Panik bozukluğun tek bir nedeni yoktur. Ailesinde kaygı bozukluğu olanlarda risk daha yüksektir; beynin tehlike algılayan sistemlerinin aşırı duyarlı olması ve bedensel duyumları tehlike işareti olarak yorumlama eğilimi önemli rol oynar. Yoğun stres dönemleri, önemli kayıplar, sigara, aşırı kafein ve madde kullanımı atakları başlatabilir ya da sıklaştırabilir.

İlk atak çoğu zaman yoğun stresli bir dönemde gelir. Kişi yaşadığı bedensel belirtileri kalp krizi ya da boğulma gibi bir felaketin işareti olarak yorumladığında korku artar ve bir sonraki atağa zemin hazırlanır; bu kısır döngü panik bozukluğun sürmesinde temel rol oynar.

Panik bozukluk ile agorafobi arasındaki ilişki nedir?

Agorafobi, panik benzeri belirtiler yaşandığında kaçmanın zor ya da yardım almanın mümkün olmayacağı düşünülen yerlerden korkma ve kaçınmadır. Panik bozukluğu olan kişilerin bir kısmında atak korkusu nedeniyle toplu taşıma, kalabalık, kuyruk ya da evden yalnız çıkma gibi durumlardan kaçınma gelişir. İki durum ayrı tanılardır ve birlikte görülebilir.

Kaçınma kısa vadede rahatlatsa da korkuyu büyütür ve yaşam alanını daraltır. Agorafobinin belirtileri ve tedavisi için agorafobi yazımıza bakabilirsiniz.

Panik bozukluk tanısı nasıl konur?

Panik bozukluk tanısını psikiyatri uzmanı, atakların nasıl başladığını, ne sıklıkla geldiğini ve ataklar arasında yaşanan korku ve kaçınmayı ayrıntılı görüşmeyle değerlendirerek koyar. İlk ataklardan sonra kalp, tiroid ve solunum sistemi yönünden bedensel nedenlerin dışlanması gerekir. Kafein, uyarıcı madde, alkol ve sakinleştirici yoksunluğu da ayrıca sorgulanır.

Göğüs ağrısı ve çarpıntıyla acile başvuran kişilerde kalp testleri normal çıkıyorsa panik bozukluk akla gelmelidir; bu ayrım için panik atak mı kalp krizi mi yazımıza bakabilirsiniz. Atak belirtilerini gözden geçirmek için panik atak testi bir ön fikir verebilir.

Panik bozukluk nasıl tedavi edilir?

Panik bozukluğun en etkili tedavileri bilişsel davranışçı terapi ve antidepresan ilaçlardır. Terapi, bedensel duyumların tehlikeli olmadığını yaşayarak öğrenmeyi ve kaçınılan durumlarla adım adım yüzleşmeyi içerir. SSRI ve SNRI grubu ilaçlar atakları ve beklenti kaygısını azaltır. Sakinleştirici grubu ilaçlar bağımlılık riski nedeniyle uzun süreli tedavide önerilmez.

YöntemNasıl yardımcı olur?
PsikoeğitimAtağın neden olduğunu ve tehlikeli olmadığını anlamak korkuyu azaltır
Bilişsel yeniden yapılandırma“Kalp krizi geçiriyorum” gibi felaket yorumlarını sınamayı öğretir
İç duyumlara maruz bırakmaYerinde koşma ya da hızlı nefes gibi çalışmalarla çarpıntı ve baş dönmesine alışmayı sağlar
Gerçek yaşamda maruz bırakmaKaçınılan yerlere ve etkinliklere kademeli olarak geri dönmeyi sağlar
Antidepresan ilaçlarAtakların sıklığını ve beklenti kaygısını azaltır; etkisi birkaç haftada başlar
Yaşam düzenlemeleriKafeini azaltmak, düzenli uyku ve egzersiz, alkol ve sigaradan uzak durmak

Terapiyle kazanılan beceriler ilaç bırakıldıktan sonra da korunduğu için yeniden atak yaşama riskini azaltır. Günlük yaşamda uygulanabilecek yöntemler için anksiyeteyle ilaçsız başa çıkma yazımıza bakabilirsiniz.

Panik bozukluk geçer mi?

Panik bozukluk uygun tedaviyle çoğu kişide belirgin biçimde düzelir; ataklar seyrekleşir ya da tamamen kaybolur, kaçınılan yaşam alanları geri kazanılır. Tedavi edilmediğinde ise dalgalanarak yıllarca sürebilir, depresyon ve alkol kullanımı gibi sorunlara zemin hazırlayabilir. Stresli dönemlerde belirtiler yeniden artabileceği için öğrenilen becerileri sürdürmek önemlidir. Erken başlanan tedavi kaçınmanın yerleşmesini önler.

Panik Bozukluk Tedavisi Ne Kadar Sürer?

Panik bozukluk için uygulanan bilişsel davranışçı terapi genellikle haftalık seanslarla on ila on altı görüşme sürer; birçok kişi ilk birkaç hafta içinde atakların seyrekleştiğini fark eder. İlaç tedavisinde etki çoğu zaman iki ila altı haftada başlar ve belirtiler düzeldikten sonra ilacın en az altı ay ile bir yıl daha sürdürülmesi önerilir.[7]

Tedavinin süresini belirleyen başlıca etkenler; atakların ne kadar süredir devam ettiği, kaçınma davranışlarının ne kadar yerleştiği, agorafobi ya da depresyonun eşlik edip etmediği ve kişinin terapide verilen alıştırmaları günlük hayatta ne kadar uyguladığıdır. Kaçınmanın yıllardır sürdüğü ve yaşam alanının belirgin biçimde daraldığı durumlarda süreç daha uzun olabilir.

İlaç bırakılırken doz yavaş yavaş azaltılır; ani bırakma hem kesilme belirtilerine hem de atakların geri dönmesine yol açabilir. Terapiyle kazanılan becerilerin ilaç azaltılırken kullanılması, bu dönemin daha rahat geçmesini sağlar. Bırakma kararını mutlaka hekiminizle birlikte verin.

Panik Bozuklukta Hangi İlaçlar Kullanılır?

Panik bozuklukta ilk tercih edilen ilaçlar, seçici serotonin geri alım inhibitörleri ve serotonin-noradrenalin geri alım inhibitörleri gibi antidepresanlardır. Bu ilaçlar bağımlılık yapmaz; atakların sıklığını, beklenti kaygısını ve kaçınmayı azaltır. Bilimsel derlemeler, antidepresanların panik bozuklukta plaseboya göre belirgin biçimde etkili olduğunu göstermektedir.[5]

Panik bozukluğu olan kişiler bedensel duyumlara çok duyarlı olduğu için hekimler genellikle tedaviye düşük dozla başlar ve dozu yavaş artırır. İlk günlerde hafif huzursuzluk, bulantı ya da uyku değişiklikleri görülebilir; bu yan etkiler çoğu zaman birkaç hafta içinde azalır. Bu dönemde ilacı kendi başınıza bırakmak yerine hekiminizle görüşmek, tedavinin yarıda kalmasını önler.

Benzodiazepin grubu sakinleştiriciler atakları hızla yatıştırabilir; ancak bağımlılık, tolerans ve bırakırken yoksunluk riski nedeniyle yalnızca kısa süreli ve hekim kontrolünde kullanılır. Bu ilaçların uzun süreli kullanımı, terapide kaygıyla yüzleşerek öğrenmeyi de zorlaştırabilir. Bu gruptaki bir ilaç hakkında ayrıntılı bilgi için Ansiox (alprazolam) sayfamıza bakabilirsiniz.

Panik Bozukluk Terapisinde Neler Yapılır?

Panik bozukluk için bilişsel davranışçı terapide önce atakların nasıl oluştuğu ve neden tehlikeli olmadığı anlatılır; ardından kişi bedensel duyumları felaket olarak yorumlayan düşüncelerini fark etmeyi ve sınamayı öğrenir. Sonraki aşamalarda çarpıntı ve baş dönmesi gibi korkulan duyumlar kontrollü biçimde yaşatılır ve kaçınılan yerlere adım adım dönülür.

Bu yaklaşımın temelinde, bedensel duyumların yanlış yorumlanmasının paniği başlattığı ve sürdürdüğü fikri yer alır.[6] Örneğin kalbin hızlanmasını “kalp krizi geçiriyorum” diye yorumlayan biri daha çok korkar, korku kalbi daha da hızlandırır ve atak büyür. Terapide kişi, merdiven çıkarak ya da hızlı nefes alarak bu duyumları bilerek oluşturur ve hiçbir felaketin yaşanmadığını deneyimler.

Araştırmaları birleştiren geniş bir analiz, bilişsel davranışçı terapinin panik bozuklukta en güçlü kanıta sahip psikolojik tedavi olduğunu göstermiştir.[4] Terapinin önemli bir parçası da seanslar arasında yapılan ödevlerdir; becerilerin günlük hayatta denenmesi, kazanımların kalıcı olmasını sağlar.

Terapi aşamasıNeler yapılır?
İlk seanslarAtak döngüsünün anlatılması, atak günlüğü tutmaya başlama
Bilişsel çalışmaFelaket düşüncelerini fark etme ve kanıtlarla sınama
İç duyumlara maruz kalmaÇarpıntı, baş dönmesi gibi duyumları güvenli ortamda yaşatma
Gerçek yaşamda yüzleşmeKaçınılan yerlere ve etkinliklere kademeli dönüş
Son seanslarTekrarlamayı önleme planı, erken uyarı işaretleri

Panik Bozuklukta Güvenlik Davranışları Nedir?

Güvenlik davranışları, panik bozukluğu olan kişilerin atak olursa zarar görmemek için yaptığı küçük önlemlerdir: yanında hep su ya da ilaç taşımak, yalnız dışarı çıkmamak, oturduğu yerde kapıya yakın durmak, nabzını sık sık ölçmek ya da kalabalık yerlerde bir şeye tutunmak gibi. Bu davranışlar kısa vadede rahatlatır ama korkunun sürmesine neden olur.

Güvenlik davranışlarının sorunu, kişinin atağın zararsız olduğunu öğrenmesini engellemesidir. Kişi kötü bir şey olmadığında bunu “yanımda ilaç vardı da ondan” diye açıklar ve korkulan felaketin zaten olmayacağını hiçbir zaman deneyimleyemez. Terapide bu davranışlar tek tek fark edilir ve kişinin hazır olduğu hızda yavaş yavaş bırakılır.

Panik Bozukluk ile Depresyon Birlikte Görülür mü?

Evet, panik bozukluğu olan kişilerde depresyon sık görülür. Sürekli atak korkusuyla yaşamak, kaçınma nedeniyle sevilen etkinliklerden ve insanlardan uzaklaşmak ve hayatın daralması zamanla umutsuzluğa ve çökkünlüğe yol açabilir. Bazı kişilerde ise depresyon önce başlar ve panik ataklar daha sonra ortaya çıkar.

İki durum birlikte bulunduğunda tedavi ikisini aynı anda hedefler; antidepresan ilaçlar ve bilişsel davranışçı terapi her iki tabloda da etkilidir. Panik bozukluğu olan kişilerde alkol ve sakinleştirici kullanımı da daha sık görülebilir; bu nedenle tedavi sırasında bu konular da açıkça konuşulmalıdır. Depresyonun belirtilerini depresyon nedir rehberimizde anlattık.

Panik Bozukluk İş ve Sosyal Hayatı Nasıl Etkiler?

Panik bozukluk, tedavi edilmediğinde iş ve sosyal hayatı belirgin biçimde kısıtlayabilir. Kişi toplantılardan, toplu taşımadan, uzak yolculuklardan ya da kalabalık ortamlardan kaçınmaya başlayabilir; bu da iş performansını, kariyer fırsatlarını ve arkadaşlık ilişkilerini etkiler. Bazı kişiler zamanla yalnızca evine yakın yerlere gidebilir hâle gelir.

Uzun süreli kaçınma, kişinin özgüvenini de sarsar ve “artık hiçbir şey yapamıyorum” düşüncesini besler. Oysa tedaviyle birlikte kaçınılan alanlar adım adım geri kazanılabilir. Küçük hedeflerle başlamak, örneğin önce kısa bir otobüs yolculuğu, sonra biraz daha uzun bir yolculuk yapmak, kişinin yeniden kendine güvenmesini sağlar.

Panik Bozukluk Tekrarlar mı?

Panik bozukluk tedaviyle düzeldikten sonra yoğun stres dönemlerinde, uykusuzlukta, hastalıklarda ya da ilacın erken bırakılmasından sonra yeniden başlayabilir. Ancak terapide öğrenilen beceriler, ataklar geri gelse bile kişinin onları tanımasını ve korkuya kapılmadan yönetmesini sağlar. Bu nedenle tekrarlama, başa dönmek anlamına gelmez.

Tekrarlamayı önlemek için düzenli uyku, kafein ve alkolü sınırlamak, düzenli egzersiz yapmak ve kaçınma davranışlarının geri gelmesine izin vermemek önemlidir. Tek bir atak yaşandığında paniğe kapılmak yerine öğrenilen yöntemleri uygulamak ve atağı bir uyarı işareti olarak görmek yeterlidir. Ataklar sıklaşırsa ya da kaçınma yeniden başlarsa uzmanınızla görüşmeyi ertelemeyin.

Panik Bozukluk Ne Kadar Yaygındır, Kimlerde Daha Sık Görülür?

Panik atak sanıldığından çok daha yaygındır; geniş bir toplum çalışmasında yetişkinlerin yaklaşık beşte birinin hayatının bir döneminde en az bir panik atak yaşadığı, ancak çok daha küçük bir bölümünde panik bozukluk geliştiği bulunmuştur.[2] Panik bozukluk kadınlarda erkeklere göre yaklaşık iki kat sık görülür ve çoğu zaman genç yetişkinlikte başlar.

Ailesinde kaygı bozukluğu olanlar, çocuklukta kaygılı ve çekingen bir mizaca sahip olanlar, yakın zamanda önemli bir kayıp ya da yoğun stres yaşayanlar, sigara içenler ve bedensel duyumlara karşı aşırı duyarlı olanlar daha fazla risk altındadır. Bu risk etkenlerinin bulunması kişinin mutlaka panik bozukluk yaşayacağı anlamına gelmez; yalnızca yatkınlığı artırır.

Panik Bozuklukta Bedensel Kontroller Neden Önemlidir?

Panik atağın belirtileri; kalp ritim bozuklukları, tiroit fazla çalışması, astım, kan şekeri düşüklüğü ve bazı ilaç ya da madde etkileriyle benzerlik gösterebilir. Bu nedenle özellikle ilk ataklardan sonra bir hekim tarafından temel bedensel değerlendirmenin yapılması, gözden kaçabilecek bir hastalığın dışlanması açısından önemlidir.[3]

Öte yandan bedensel nedenler dışlandıktan sonra sürekli yeni tetkikler yaptırmak, kaygıyı azaltmak yerine artırabilir. Her yeni tahlil kısa bir rahatlama sağlar ama “ya bir şey gözden kaçtıysa” şüphesi kısa sürede geri döner. Bu döngü fark edildiğinde, tetkik arayışının yerini panik bozukluğa yönelik tedavinin alması gerekir.

Panik Bozukluk Testi Ne İşe Yarar?

Panik bozukluk testleri, son haftalarda yaşadığınız atakların sıklığı, ataklar arasındaki beklenti kaygısı ve kaçınma davranışları hakkında fikir verir. Bu testler tanı koymaz; tanı, uluslararası ölçütlere göre ayrıntılı bir görüşmeyle konur.[1] Ancak test sonuçları, uzmanla görüşürken neyi anlatmanız gerektiğini netleştirmenize yardımcı olur.

Tedavi sürecinde aynı soruları belirli aralıklarla yeniden yanıtlamak, atakların ve kaçınmanın nasıl değiştiğini görmenizi sağlar. Kendi değerlendirmenizi yapmak için panik atak testimizi doldurabilirsiniz. Sonucunuz ne olursa olsun, ataklar hayatınızı kısıtlıyorsa bir uzmanla görüşmeyi ertelemeyin.

Panik Bozukluğu Olan Birine Aile Nasıl Destek Olabilir?

Panik bozukluğu olan birine aile en çok atakların gerçek ama tehlikesiz olduğunu kabul ederek, sakin kalarak ve kaçınma davranışlarını beslemeden destek olabilir. Kişinin korktuğu her işi onun yerine yapmak ya da onu her yere eşlik ederek götürmek kısa vadede rahatlatsa da korkunun sürmesine yol açar. Amaç, kişinin kendi başına yapabildiği alanı adım adım genişletmesine yardım etmektir.

Ailenin terapistin önerdiği yüzleşme alıştırmalarını bilmesi, küçük ilerlemeleri fark edip takdir etmesi ve kötü günlerde suçlayıcı olmaktan kaçınması iyileşmeyi hızlandırır. Atak anında yakınların neler söyleyebileceğini ve neler yapabileceğini panik atak geçiren birine nasıl yardım edilir yazımızda ayrıntılı anlattık. Destek olan aile bireylerinin de kendi yorgunluklarını fark etmesi ve gerektiğinde yardım alması önemlidir.

Kafein, Alkol ve Sigara Panik Bozukluğu Nasıl Etkiler?

Kafein çarpıntı, titreme ve huzursuzluk gibi panik atağa benzeyen duyumlar oluşturarak panik bozukluğu olan kişilerde atakları tetikleyebilir. Alkol kısa süreliğine rahatlatsa da ertesi gün kaygıyı artırır ve uykuyu bozar. Sigara içenlerde panik atakların daha sık görüldüğü bildirilmiştir. Bu nedenle tedavinin bir parçası olarak bu maddelerin azaltılması önerilir.

Kafeini bir anda kesmek baş ağrısı ve yorgunluk yapabileceği için birkaç hafta içinde yavaş yavaş azaltmak daha rahattır. Enerji içecekleri, koyu çay ve kola gibi gözden kaçan kafein kaynaklarına da dikkat etmek gerekir. Alkol ve sakinleştirici kullanımı varsa bunu hekiminizle açıkça konuşmak, güvenli bir tedavi planı yapılmasını sağlar.

Panik Bozukluk İçin Ne Zaman Uzmana Başvurmalı?

Panik ataklar tekrarlıyorsa, bir sonraki atak korkusu günlerinizi meşgul ediyorsa, belirli yerlerden ya da etkinliklerden kaçınmaya başladıysanız ya da ataklar nedeniyle sık sık acil servise gidiyorsanız bir uzmana başvurmanın zamanı gelmiştir. Göğüs ağrısı, bayılma ya da ilk kez yaşanan ağır belirtilerde ise önce bedensel bir neden dışlanmalı ve gerekirse 112 aranmalıdır.

Bulunduğunuz ildeki uzmanları, örneğin İstanbul yetişkin psikiyatrisi ya da İzmir yetişkin psikoloğu sayfalarımızdan inceleyerek randevu talebi gönderebilirsiniz. Atak anında yakınlarınızın neler yapabileceğini panik atak geçiren birine nasıl yardım edilir yazımızda anlattık.

Sık Sorulan Sorular

Panik bozukluk tehlikeli mi?

Panik atak çok korkutucu olsa da sağlıklı bir kişide kalbe ya da beyne zarar vermez. Ancak ilk ataklarda bedensel nedenlerin dışlanması gerekir.

Panik bozukluk ilaçsız geçer mi?

Birçok kişide bilişsel davranışçı terapi tek başına etkili olur. Ağır tablolarda ya da eşlik eden depresyon varsa ilaç tedavisi eklenebilir.

Gece uykudan panikle uyanmak panik bozukluk mu?

Gece panik atakları panik bozuklukta sık görülür. Uyku apnesi, reflü ve kabuslar da benzer uyanmalara yol açabileceği için değerlendirme gerekir.

Panik bozukluk kalıtsal mı?

Ailesinde kaygı bozukluğu olanlarda risk daha yüksektir, ancak kalıtım tek başına belirleyici değildir. Mizaç, stres ve öğrenilmiş korku da rol oynar.

Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır ve bir uzman değerlendirmesinin yerine geçmez. Göğüs ağrısında şüphe duyduğunuzda beklemeden 112 Acil Çağrı Merkezi'ni arayın.

Bu yazı hakkında ne düşünüyorsunuz?

1 yorum

Düşüncenizi ya da deneyiminizi birkaç cümleyle paylaşabilirsiniz. Takma ad kullanabilirsiniz; telefon ya da adres yazmayın, yorumunuz herkese açık yayımlanır.

E-posta ya da telefon istemiyoruz. Yorumunuz editör ekibimiz okuduktan sonra yayımlanır.

Kendinizi güvende hissetmiyorsanız yorum yazmak yerine hemen 112'yi arayın.

Okurların yorumları

  1. Cemal Sezer

    Makaledeki istatistiksel bilgiler güncel ve güvenilir görünüyor. Kaynaklarin belirtilmesi olumlu bir yaklaşım.

Yazan: Psikiyatri Rehberi Editör Ekibi Yayımlanma: 10 Ekim 2025, 20:52 Güncelleme: 7 Ekim 2026, 08:10 Nasıl hazırlıyoruz?

Kaynaklar ve ileri okuma

Bu yazı hazırlanırken aşağıdaki kaynaklar temel alınmıştır. Sağlığınızla ilgili kararlar için hekiminize danışın.

  1. DSM-5-TR: Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı, Anksiyete Bozuklukları: Panik Bozukluğu — Amerikan Psikiyatri Birliği (APA) (2022)
  2. The epidemiology of panic attacks, panic disorder, and agoraphobia in the National Comorbidity Survey Replication (Kessler RC ve ark.), Archives of General Psychiatry — American Medical Association (2006)
  3. Panic disorder (Roy-Byrne PP, Craske MG, Stein MB), The Lancet — Elsevier (2006)
  4. Psychological therapies for panic disorder with or without agoraphobia in adults: a network meta-analysis (Pompoli A ve ark.), Cochrane Database of Systematic Reviews — Cochrane (2016)
  5. Antidepressants versus placebo for panic disorder in adults (Bighelli I ve ark.), Cochrane Database of Systematic Reviews — Cochrane (2018)
  6. A cognitive approach to panic (Clark DM), Behaviour Research and Therapy — Elsevier (1986)
  7. Generalised anxiety disorder and panic disorder in adults: management (CG113) — National Institute for Health and Care Excellence (NICE) (2011, güncelleme 2020)

Bu yazı nasıl hazırlandı?

Bu yazı Psikiyatri Rehberi Editör Ekibi tarafından; resmi ürün bilgileri, tanı sınıflandırmaları ve güncel tedavi kılavuzları esas alınarak hazırlanmıştır. Bilgilendirme amaçlıdır; tanı ve tedavi için sizi muayene eden hekime başvurun.

Yayımlanma: 10.10.2025 Son güncelleme: 07.10.2026 Yayın ilkelerimiz Sorumluluk reddi

Tıbbi sorumluluk reddi. Bu yazı yalnız bilgilendirme amaçlıdır; profesyonel tıbbi tavsiye, tanı ya da tedavinin yerine geçmez. Sağlığınızla ilgili sorularınız için bir sağlık profesyoneline başvurun.

Acil durumda: Kendinize ya da başkasına zarar verme düşünceniz varsa hemen 112'yi arayın ya da en yakın acil servise gidin.