Yas Süreci Nedir? Yasın Evreleri ve Ne Kadar Sürdüğü

· Güncellendi: 7 Ekim 2026

Yazan: Psikiyatri Rehberi Editör Ekibi Yayımlanma: Güncelleme: Nasıl hazırlıyoruz?
🎧 Makaleyi sesli dinleyin -- dk okuma süresi

Kısaca

Yas, sevilen birinin ya da önemli bir şeyin kaybına verilen doğal duygusal, bedensel ve düşünsel tepkilerin bütünüdür. Yasın evreleri olarak en çok bilinen model inkâr, öfke, pazarlık, depresyon ve kabul aşamalarını sayar; ancak bu aşamalar herkeste aynı sırayla ya da hepsi birden yaşanmaz, duygular dalgalar hâlinde gelip gider. Yasın yoğun dönemi çoğu kişide aylar içinde hafifler; özlem ise yıllarca sürebilir ve bu olağandır. Kayıptan bir yıl sonra hâlâ günlük hayatı engelleyecek kadar yoğun özlem, acı ve kabul edememe sürüyorsa uzamış yas bozukluğundan söz edilir ve destek alınmalıdır.

Yas, sevilen birinin ölümü ya da önemli bir kayıp karşısında yaşanan doğal duygusal, bedensel ve düşünsel tepkilerin bütünüdür. Üzüntü, özlem, öfke, suçluluk ve boşluk hissi yasın olağan parçalarıdır. Yasın tek bir doğru yolu ya da kesin bir süresi yoktur; çoğu kişide acı zamanla hafifler ve kayıp hayatın içinde yerini bulur.

Yas Süreci Nedir? Yasın Evreleri ve Ne Kadar Sürdüğü

Bu yazıda yasın ne olduğunu, yasın evrelerini ve bu evrelerin neden herkeste aynı sırayla yaşanmadığını, yasın belirtilerini, yas sürecinin ne kadar sürdüğünü, normal yas ile depresyon ve uzamış yas arasındaki farkı, yası atlatmaya yardımcı olan adımları, yasta olan birine nasıl destek olunacağını ve ne zaman profesyonel destek gerektiğini anlatıyoruz. Yas sürecinizi değerlendirmek isterseniz yas süreci testimizle başlayabilirsiniz.

Yas Süreci Nedir?

Yas süreci, bir kaybın ardından kişinin bu kaybı anlamlandırması, acısını yaşaması, hayatını kaybın ardından yeniden düzenlemesi ve kaybettiği kişiyle bağını yeni bir biçimde sürdürmesi sürecidir. En sık sevilen birinin ölümüyle yaşansa da boşanma, ayrılık, iş kaybı, sağlığın kaybı, göç ya da bir evcil hayvanın kaybı gibi durumlar da yas tepkilerine yol açabilir.

Yas bir hastalık değil, sevginin ve bağlılığın doğal bir yansımasıdır. Ne kadar derin bir bağ varsa yas da o kadar yoğun yaşanabilir. Yasın amacı kaybedilen kişiyi unutmak değil, onunla bağı farklı bir biçimde sürdürerek hayata yeniden katılabilmektir. Bu nedenle yas çoğu zaman “bitmez”, ama zamanla taşınabilir hâle gelir.

Araştırmalar, kayıp yaşayan kişilerin önemli bir kısmının zorlu bir dönemden sonra işlevselliğini koruyabildiğini, bazılarında ise yasın daha uzun ve ağır seyrettiğini göstermektedir.[5] Bu farklılık, yasın kişiden kişiye ne kadar değiştiğini ve kimsenin yasının bir başkasınınkiyle kıyaslanamayacağını gösterir.

Yasın Evreleri Nelerdir?

Yasın evreleri olarak en çok bilinen model, inkâr, öfke, pazarlık, depresyon ve kabul olmak üzere beş aşamayı sayar. İnkâr kaybın gerçekliğini kabul edememeyi, öfke haksızlık duygusunu, pazarlık “keşke” ve “eğer” düşüncelerini, depresyon derin üzüntü ve boşluğu, kabul ise kaybın gerçekliğiyle yaşamayı öğrenmeyi anlatır. Bu model ilk olarak ölümcül hastalığı olan kişilerin yaşadıklarını tarif etmek için geliştirilmiştir.[3]

EvreNasıl yaşanabilir?
İnkâr“Bu gerçek olamaz”, şok, uyuşukluk, olanları anlamakta zorlanma
ÖfkeKendine, ölen kişiye, doktorlara ya da hayata karşı öfke, “neden ben?” sorusu
Pazarlık“Keşke daha önce fark etseydim”, “eğer şunu yapsaydım” düşünceleri
DepresyonDerin üzüntü, boşluk, geri çekilme, hiçbir şeyin anlamı yokmuş gibi hissetme
KabulKaybın gerçekliğiyle yaşamayı öğrenmek, hayata yeniden katılmak

Kübler-Ross bu modeli 1969’da, ağır hastalık tanısı almış kişilerle yaptığı görüşmelere dayanarak tanımladı; model daha sonra yakınını kaybeden kişilere de uygulanır oldu. Ancak bu evreler bir kontrol listesi değildir; bir sonraki bölümde açıklandığı gibi yas çoğu zaman düz bir çizgide ilerlemez.

Yasın Evreleri Herkeste Aynı Sırayla mı Yaşanır?

Hayır. Yasın evreleri herkeste aynı sırayla ya da hepsi birden yaşanmaz; kişi bir gün kabul ettiğini hissedip ertesi gün yeniden öfkeye ya da derin üzüntüye dönebilir. Araştırmalar yasın dalgalar hâlinde ilerlediğini, duyguların iç içe geçtiğini ve bazı kişilerin bazı evreleri hiç yaşamadığını göstermektedir. Bu nedenle “doğru sırayla” yas tutmaya çalışmak gereksiz bir baskı yaratır.

Güncel yaklaşımlardan biri olan ikili süreç modeline göre yas tutan kişi, kayba odaklanıp acıyı yaşadığı anlar ile günlük hayata, yeni rollere ve sorumluluklara odaklandığı anlar arasında gidip gelir.[4] Bu gidip gelme sağlıklıdır: sürekli acıya gömülmek de, acıyı tamamen bastırıp hiç yaşamamak da yası zorlaştırır. Bir gün ağlayıp ertesi gün işe gitmek ya da gülebilmek, yasın doğal bir parçasıdır.

Bu yaklaşım, yas tutan kişinin kendine daha anlayışlı davranmasını sağlar. “Hâlâ kabul aşamasına gelemedim” ya da “üzülmem gerekirken güldüm” gibi düşünceler yerine, yasın kendine özgü bir yolculuk olduğunu kabul etmek iyileşmeyi kolaylaştırır.

Yasın Belirtileri Nelerdir?

Yasın belirtileri yalnızca üzüntüden ibaret değildir; duygusal, bedensel, düşünsel ve davranışsal pek çok tepkiyi kapsar. Özlem, ağlama, öfke, suçluluk, kaygı ve boşluk hissi duygusal belirtilerdir. Yorgunluk, uyku ve iştah değişiklikleri, göğüste sıkışma ve bağışıklıkta zayıflama bedensel belirtilerdir. Dikkat güçlüğü, unutkanlık ve kaybedilen kişiyi sürekli düşünme de sık görülür.

AlanSık görülen yas tepkileri
DuygusalÖzlem, derin üzüntü, öfke, suçluluk, kaygı, yalnızlık, rahatlama ve bunun yarattığı suçluluk
BedenselYorgunluk, uykusuzluk ya da çok uyuma, iştah değişiklikleri, göğüste ve boğazda sıkışma
DüşünselDikkat güçlüğü, unutkanlık, olayları zihinde tekrar tekrar yaşama, ölen kişiyle ilgili düşüncelere dalma
DavranışsalSosyal ortamlardan çekilme, ölen kişinin eşyalarına sarılma ya da onlardan kaçınma, ağlama nöbetleri
Anlam ve inançHayatın anlamını sorgulama, inançlarda sarsılma ya da güçlenme

Bazı kişiler ölen kişinin sesini duyduğunu ya da varlığını hissettiğini anlatır; ilk aylarda bu deneyimler yasın olağan bir parçası olabilir. Uzun süren bir hastalıktan sonra yaşanan kayıplarda rahatlama duygusu da sık görülür ve suçluluk yaratabilir; oysa bu, bakım veren kişinin yorgunluğunun doğal bir sonucudur.

Yas Süreci Ne Kadar Sürer?

Yas sürecinin herkes için geçerli bir süresi yoktur. Çoğu kişide yasın en yoğun dönemi ilk birkaç ay içinde yaşanır ve acı zamanla hafifleyerek taşınabilir hâle gelir; ancak özlem, özel günlerde ve yıl dönümlerinde yeniden canlanabilir ve yıllarca sürebilir. Bu durum olağandır ve yasın “bitmemesi” bir sorun olduğu anlamına gelmez.

Yasın süresini; kaybedilen kişiyle ilişkinin yakınlığı, ölümün beklenen ya da ani ve travmatik olması, kişinin daha önceki kayıpları, sosyal desteği ve ruh sağlığı öyküsü etkiler. Çocuk kaybı, intihar, kaza ya da afet gibi ani ve beklenmedik kayıplardan sonra yas çoğu zaman daha uzun ve ağır seyreder.

Tanı sınıflamaları, yetişkinlerde kayıptan en az on iki ay sonra, çocuk ve ergenlerde ise en az altı ay sonra hâlâ günlük hayatı belirgin biçimde bozan yoğun özlem ve acı sürüyorsa uzamış yas bozukluğundan söz eder.[1] Dünya Sağlık Örgütü’nün sınıflaması ise bu süreyi en az altı ay olarak tanımlar ve kültürel normların dikkate alınmasını vurgular.[2]

Normal Yas ile Depresyon Arasındaki Fark Nedir?

Normal yasta üzüntü dalgalar hâlinde gelir ve çoğu zaman kaybedilen kişiyle ilgili düşünce ve anılara bağlıdır; kişi arada güzel anıları hatırlayıp gülebilir ve kendine değer vermeyi sürdürür. Depresyonda ise çökkünlük süreklidir, keyif alma yeteneği büyük ölçüde kaybolur, değersizlik ve kendini suçlama ön plandadır ve umutsuzluk her alana yayılır.

ÖzellikNormal yasDepresyon
Duygunun seyriDalgalar hâlinde, anılarla tetiklenirSüreğen, her alana yayılmış
OdakKaybedilen kişi ve özlemKendine yönelik olumsuz düşünceler
Keyif almaArada korunabilirBelirgin biçimde kaybolur
Kendine bakışDeğer duygusu genellikle korunurDeğersizlik ve aşırı suçluluk

Yas ve depresyon birlikte de görülebilir; özellikle ağır kayıplardan sonra depresyon gelişebilir ve bu durumda tedavi gerekir. Depresyonun belirtilerini depresyon nedir yazımızda anlattık.

Uzamış Yas Bozukluğu Nedir?

Uzamış yas bozukluğu, kayıptan uzun süre sonra bile kaybedilen kişiye karşı yoğun özlem ya da onunla ilgili düşüncelere sürekli dalma hâlinin, derin duygusal acı ile birlikte sürmesi ve günlük hayatı belirgin biçimde bozmasıdır. Kişi kaybı kabul edemez, hayatın anlamsız olduğunu hisseder, kimliğinin bir parçasını kaybetmiş gibi olur ve geleceğe dair plan yapamaz.[1]

Kayıp yaşayan yetişkinleri inceleyen çalışmaları birleştiren bir analiz, doğal nedenlerle yakınını kaybedenlerin yaklaşık onda birinde uzamış yas geliştiğini göstermiştir; ani ve travmatik kayıplarda bu oran daha yüksektir.[6] Uzamış yas, yasa özgü yapılandırılmış psikoterapilerle etkili biçimde tedavi edilebilir; bu tedavilerin klasik destekleyici terapiye göre daha etkili olduğu gösterilmiştir.[7]

Yas Süreci Nasıl Atlatılır?

Yası atlatmanın tek bir yolu yoktur; ancak duyguların bastırılmadan yaşanmasına izin vermek, güvenilen kişilerle konuşmak, uyku, beslenme ve hareket düzenini korumak, kaybedilen kişiyi anmanın anlamlı yollarını bulmak ve hayata küçük adımlarla yeniden katılmak bu süreci kolaylaştırır. Yas bir sınav değildir; kendinize karşı sabırlı olmak en önemli adımdır.

  • Duygulara alan açın: Ağlamak, öfkelenmek ya da özlemek yasın doğal parçalarıdır.
  • Konuşun: Kaybettiğiniz kişiyi anlatmak, anıları paylaşmak acıyı taşınabilir hâle getirir.
  • Bedeninize bakın: Uyku, öğünler ve kısa yürüyüşler yasın bedensel yükünü hafifletir.
  • Büyük kararları erteleyin: Taşınma, iş değiştirme gibi kararları mümkünse bir süre bekletin.
  • Anma yolları bulun: Bir mektup yazmak, bir fidan dikmek ya da bir anı defteri tutmak bağı sürdürür.
  • Özel günlere hazırlanın: Bayramlar ve yıl dönümleri için önceden plan yapmak zor anları kolaylaştırır.

Alkol ya da ilaçla acıyı bastırmaya çalışmak, kısa vadede rahatlatsa da yası uzatabilir. Yasın ilk aylarında uykusuzluk ya da yoğun kaygı yaşanıyorsa bunu bir uzmanla konuşmak, kendi başınıza çözüm aramaktan daha güvenlidir.

Yasta Olan Birine Nasıl Destek Olunur?

Yasta olan birine destek olmanın en etkili yolu, onun yanında olmak, yargılamadan dinlemek ve pratik konularda yardım etmektir. Doğru sözleri bulmak zorunda değilsiniz; “Ne diyeceğimi bilemiyorum ama yanındayım” demek çoğu zaman yeterlidir. Kaybedilen kişinin adını anmak ve onunla ilgili anıları paylaşmak da yas tutan kişiye iyi gelir.

“Her şeyde bir hayır vardır”, “Artık toparlanmalısın” ya da “En azından…” diye başlayan teselli cümleleri, iyi niyetli olsa da kişinin acısını küçümsediği hissini verebilir. Yemek getirmek, çocuklarla ilgilenmek, resmi işlerde yardım etmek gibi somut destekler ilk haftalarda çok değerlidir. Destek ise cenaze sonrası birkaç günle sınırlı kalmamalı; aylar sonra yapılan bir telefon görüşmesi de büyük anlam taşır.

Çocuklar Yası Nasıl Yaşar?

Çocuklar yası yetişkinlerden farklı yaşar; bir an ağlayıp birkaç dakika sonra oyuna dönebilir, bu da yasın çocuklara özgü dalgalı doğasıdır. Okul öncesi çocuklar ölümün kalıcı olduğunu anlamakta zorlanabilir ve aynı soruları tekrar tekrar sorabilir. Okul çağındaki çocuklarda karın ağrısı, uyku sorunları, öfke ve okul başarısında düşüş görülebilir.

Çocuklara ölümü yaşlarına uygun, kısa ve dürüst bir dille anlatmak, “uyudu” ya da “uzun bir yolculuğa çıktı” gibi kafa karıştırıcı ifadelerden kaçınmak ve günlük rutini korumak önemlidir. Çocuğu cenaze ve anma törenlerine isterse ve hazırlanarak katılması, vedalaşma fırsatı verir. Bu konuyu çocuklara ölüm nasıl anlatılır yazımızda ayrıntılı anlattık.

Ani ve Travmatik Kayıplardan Sonra Yas Nasıl Yaşanır?

Kaza, intihar, afet ya da beklenmedik bir hastalık gibi ani ve travmatik kayıplardan sonra yas çoğu zaman daha ağır seyreder. Kişi kaybın yanı sıra olayın kendisiyle ilgili görüntüleri ve düşünceleri tekrar tekrar yaşayabilir, uykusunda kâbuslar görebilir ve olayı hatırlatan her şeyden kaçınabilir. Bu tablo yasla birlikte travma sonrası stres tepkilerini de içerir.

İntiharla kaybedilen bir yakının ardından suçluluk, öfke ve “neden fark edemedim” soruları özellikle yoğun yaşanabilir; bu kişiler toplumun damgalayıcı tutumları nedeniyle yalnız da kalabilir. Ani ve travmatik kayıplardan sonra erken dönemde bir uzmandan destek almak, yasın uzamasını ve travma belirtilerinin yerleşmesini önlemeye yardımcı olur.

Yas Sürecinde Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?

Kayıptan aylar sonra bile günlük işleri yapamayacak kadar yoğun acı ve özlem sürüyorsa, kaybı kabul etmekte belirgin biçimde zorlanılıyorsa, hayat anlamsız geliyorsa, alkol ya da ilaç kullanımı arttıysa veya ölüm düşünceleri varsa profesyonel destek alınmalıdır. Ani ve travmatik kayıplardan sonra ise daha erken dönemde destek almak yararlıdır. Ölüm düşüncelerinde beklemeden 112’yi arayın.

Yas terapisi, kişinin kaybın gerçekliğini kabul etmesine, acıyı güvenli bir ortamda yaşamasına, kaybedilen kişiyle bağını yeni bir biçimde sürdürmesine ve hayata yeniden katılmasına yardımcı olur. Bulunduğunuz ildeki uzmanları, örneğin İstanbul yetişkin psikoloğu ya da İzmir yetişkin psikoloğu sayfalarımızdan inceleyerek randevu talebi gönderebilirsiniz.

Kayıptan Sonra Suçluluk Duygusu Neden Olur?

Kayıptan sonra suçluluk duygusu çok sık yaşanır: “Keşke daha erken fark etseydim”, “Son konuşmamız kavgayla bitti”, “Yanında olmalıydım” gibi düşünceler yasın olağan bir parçasıdır. Bu düşünceler çoğu zaman olayların sonucunu bilmenin verdiği bir yanılgıya dayanır; o anda bilinmeyen şeyler sonradan açık ve kaçınılmaz görünür.

Suçluluk duygusuyla baş etmek için düşünceleri bir kâğıda yazmak, o anda gerçekten neyi bildiğinizi ve neyi yapabileceğinizi dürüstçe değerlendirmek ve kaybettiğiniz kişiye söylemek istediklerinizi bir mektupla ifade etmek yardımcı olabilir. Suçluluk yoğun, süreğen ve kendinizi cezalandırma isteğiyle birlikteyse bir uzmanla konuşmak önemlidir.

Yıl Dönümleri ve Özel Günler Neden Zordur?

Bayramlar, doğum günleri, evlilik yıl dönümleri ve kaybın yıl dönümü gibi özel günler, yas tutan kişide acının yeniden yoğunlaşmasına yol açabilir. Bu tepkiler olağandır ve yasın geri döndüğü ya da iyileşmenin bozulduğu anlamına gelmez. Özellikle ilk yıl, her özel günün ilk kez kayıp olmadan yaşandığı bir dönem olduğu için daha zor geçebilir.

Bu günlere önceden hazırlanmak işe yarar: günü nasıl geçirmek istediğinizi planlamak, kaybettiğiniz kişiyi anacağınız küçük bir ritüel belirlemek ve yalnız kalmamak için sevdiklerinizle iletişimde olmak gibi. Bazı aileler, kaybedilen kişinin sevdiği bir yemeği pişirmek ya da onun adına bir iyilik yapmak gibi anlamlı gelenekler oluşturur.

Boşanma, Ayrılık ve Diğer Kayıplar da Yas Yaratır mı?

Evet. Yas yalnızca ölümle sınırlı değildir; boşanma, uzun bir ilişkinin bitmesi, işini kaybetmek, sağlığını kaybetmek, göç etmek, bir evcil hayvanın ölümü ya da çocukların evden ayrılması gibi kayıplar da yas tepkilerine yol açabilir. Bu kayıplar çevre tarafından her zaman “yas” olarak görülmediği için kişi duygularını yaşamakta ve destek istemekte zorlanabilir.

Toplumun tanımadığı ya da önemsemediği bu kayıplara “tanınmayan yas” denir. Bir evcil hayvanın kaybından sonra yaşanan derin üzüntüyü ya da düşük sonrası yaşanan yası küçümsemek, kişinin yalnızlaşmasına neden olabilir. Hangi kayıp olursa olsun, yaşadığınız acıyı ciddiye almak ve duygularınızı paylaşabileceğiniz birini bulmak önemlidir.

Yas Bedeni Nasıl Etkiler?

Yas yalnızca duygusal bir süreç değil, bedeni de etkileyen bir stres durumudur. İlk haftalarda ve aylarda uyku bozukluğu, iştah kaybı, yorgunluk, baş ağrısı, sindirim sorunları ve sık hastalanma görülebilir. Yoğun stres hormonları, kalp ve tansiyon üzerinde de geçici etkiler yapabilir; bu nedenle yasın ilk döneminde bedensel sağlığa özen göstermek önemlidir.

Düzenli öğünler, kısa yürüyüşler, uyku düzenini korumak ve süregen hastalığı olanların ilaçlarını aksatmaması yasın bedensel yükünü hafifletir. Göğüs ağrısı, nefes darlığı ya da bayılma gibi belirtiler yasa bağlanmadan değerlendirilmelidir. Uzun süren uykusuzluk için uykusuzluk rehberimize bakabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Yasın kaç evresi vardır?

En bilinen modele göre yasın beş evresi vardır: inkâr, öfke, pazarlık, depresyon ve kabul. Ancak bu evreler herkeste aynı sırayla yaşanmaz; duygular dalgalar hâlinde gelip gider ve bazı evreler hiç yaşanmayabilir.

Yas süreci kaç ay sürer?

Yasın kesin bir süresi yoktur. Yoğun dönem çoğu kişide birkaç ay içinde hafifler; özlem ise yıllarca sürebilir. Bir yılı aşkın süredir günlük hayatı engelleyen yoğun acı ve özlem sürüyorsa uzamış yas açısından değerlendirme gerekir.

Yasta ağlayamamak normal mi?

Evet. Herkes yasını farklı ifade eder; bazı kişiler ağlamaz, şok ya da uyuşukluk hisseder veya acısını işe ve günlük sorumluluklara yoğunlaşarak yaşar. Ağlamamak sevgisizlik ya da yasın “yanlış” yaşandığı anlamına gelmez.

Yas sürecinde ilaç kullanılır mı?

Normal yas bir hastalık olmadığı için genellikle ilaç gerekmez. Ancak yasla birlikte depresyon, ağır uykusuzluk ya da yoğun kaygı gelişirse hekim ilaç tedavisini değerlendirebilir. Uzamış yasta ise yasa özgü psikoterapiler öne çıkar.

Ölen kişiyi rüyada görmek yasın parçası mı?

Evet, kaybedilen kişiyi rüyada görmek yas sürecinde sık yaşanan ve olağan bir deneyimdir. Bu rüyalar bazen teselli edici, bazen üzücü olabilir. Rüyalar çok sık ve sıkıntı verici hâle geldiyse bunu bir uzmanla konuşmak yararlı olabilir.

Yas sürecini anlatan bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; kişisel değerlendirmenin yerini tutmaz. Yasınız sizi uzun süredir zorluyorsa bir uzmandan destek almayı ertelemeyin. Ölüm ya da kendinize zarar verme düşünceleri yaşıyorsanız zaman kaybetmeden 112’yi arayın.

Bu yazı hakkında ne düşünüyorsunuz?

1 yorum

Düşüncenizi ya da deneyiminizi birkaç cümleyle paylaşabilirsiniz. Takma ad kullanabilirsiniz; telefon ya da adres yazmayın, yorumunuz herkese açık yayımlanır.

E-posta ya da telefon istemiyoruz. Yorumunuz editör ekibimiz okuduktan sonra yayımlanır.

Kendinizi güvende hissetmiyorsanız yorum yazmak yerine hemen 112'yi arayın.

Okurların yorumları

  1. Ilker Mercan

    Travma sonrasi stres bozuklugu yaşayan bir yakınım var. Bu makaledeki bilgiler ona nasil destek olacagimi öğretti.

Yazan: Psikiyatri Rehberi Editör Ekibi Yayımlanma: 26 Eylül 2025, 03:08 Güncelleme: 7 Ekim 2026, 14:37 Nasıl hazırlıyoruz?

Kaynaklar ve ileri okuma

Bu yazı hazırlanırken aşağıdaki kaynaklar temel alınmıştır. Sağlığınızla ilgili kararlar için hekiminize danışın.

  1. Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders, Fifth Edition, Text Revision (DSM-5-TR): Prolonged Grief Disorder — American Psychiatric Association (2022)
  2. International Classification of Diseases, 11th Revision (ICD-11): 6B42 Prolonged grief disorder — Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) (2022)
  3. On Death and Dying (Kübler-Ross E) — Macmillan (1969)
  4. The dual process model of coping with bereavement: rationale and description (Stroebe M, Schut H), Death Studies — Taylor & Francis (1999)
  5. Resilience to loss and chronic grief: a prospective study from preloss to 18-months postloss (Bonanno GA ve ark.), Journal of Personality and Social Psychology — American Psychological Association (2002)
  6. Prevalence of prolonged grief disorder in adult bereavement: a systematic review and meta-analysis (Lundorff M ve ark.), Journal of Affective Disorders — Elsevier (2017)
  7. Treatment of complicated grief: a randomized controlled trial (Shear K ve ark.), JAMA — American Medical Association (2005)

Bu yazı nasıl hazırlandı?

Bu yazı Psikiyatri Rehberi Editör Ekibi tarafından; resmi ürün bilgileri, tanı sınıflandırmaları ve güncel tedavi kılavuzları esas alınarak hazırlanmıştır. Bilgilendirme amaçlıdır; tanı ve tedavi için sizi muayene eden hekime başvurun.

Yayımlanma: 26.09.2025 Son güncelleme: 07.10.2026 Yayın ilkelerimiz Sorumluluk reddi

Tıbbi sorumluluk reddi. Bu yazı yalnız bilgilendirme amaçlıdır; profesyonel tıbbi tavsiye, tanı ya da tedavinin yerine geçmez. Sağlığınızla ilgili sorularınız için bir sağlık profesyoneline başvurun.

Acil durumda: Kendinize ya da başkasına zarar verme düşünceniz varsa hemen 112'yi arayın ya da en yakın acil servise gidin.