Derealizasyon, çevrenin gerçek değilmiş, bir rüyadaymış ya da bir camın arkasından bakılıyormuş gibi algılanmasıdır. Depersonalizasyon ise kişinin kendi düşüncelerine, duygularına ya da bedenine yabancılaşması, kendini dışarıdan izliyormuş gibi hissetmesidir. Bu deneyimler korkutucu olsa da çoğu zaman kaygı ve stresle ilişkilidir ve delirmek anlamına gelmez.
İÇİNDEKİLER

Bu yazıda derealizasyon ve depersonalizasyonun ne olduğunu, belirtilerini, neden ortaya çıktığını, psikozdan farkını, ne kadar sürdüğünü, depersonalizasyon-derealizasyon bozukluğunu, tanı ve tedavi seçeneklerini ve bu hisler geldiğinde anında uygulanabilecek yöntemleri anlatıyoruz. Yaşadıklarınızı değerlendirmek isterseniz depersonalizasyon testimizle başlayabilirsiniz.
Derealizasyon Nedir?
Derealizasyon, kişinin çevresini gerçek dışı, uzak, bulanık, renksiz ya da yapay olarak algılamasıdır. Kişi dünyayı bir sisin, bir camın ya da bir film perdesinin arkasından izliyormuş gibi hisseder; tanıdık yerler yabancı gelebilir, sesler uzaktan geliyormuş gibi duyulabilir ve zaman algısı değişebilir. Bu sırada kişi çevresinin aslında gerçek olduğunu bilir.[1]
Derealizasyon yaşayan kişiler çoğu zaman bu deneyimi tarif etmekte zorlanır ve “anlatsam beni deli sanırlar” korkusuyla kimseye söylemez. Oysa bu his, özellikle yoğun kaygı ve stres anlarında sanıldığından çok daha sık yaşanır. Bu deneyimi adlandırabilmek, korkuyu azaltmanın ilk adımıdır.
Depersonalizasyon Nedir?
Depersonalizasyon, kişinin kendi benliğinden, düşüncelerinden, duygularından ya da bedeninden kopmuş gibi hissetmesidir. Kişi kendini dışarıdan izliyormuş, bir robot gibi otomatik hareket ediyormuş ya da duygularını hissedemiyormuş gibi olur. Aynaya baktığında kendini yabancı bulabilir, kendi sesi tuhaf gelebilir ve elleri ya da bedeni kendisine ait değilmiş gibi hissedebilir.[1]
Depersonalizasyon ve derealizasyon çoğu zaman birlikte görülür ve ikisi de dissosiyasyon, yani zihinsel kopma deneyimlerinin parçasıdır. Dissosiyasyonun daha geniş tablosunu dissosiyasyon nedir yazımızda anlattık.
| Özellik | Derealizasyon | Depersonalizasyon |
|---|---|---|
| Yabancılaşılan şey | Çevre, dünya, insanlar | Kişinin kendisi, düşünceleri, bedeni |
| Tipik tarif | “Her şey bir rüya gibi”, “camın arkasındayım” | “Kendimi dışarıdan izliyorum”, “ben ben değilim” |
| Algı değişiklikleri | Bulanıklık, renksizlik, uzaklık, sesin değişmesi | Duygusal uyuşukluk, bedene yabancılık, otomatik hareket |
| Gerçeklik bilgisi | Korunur: kişi bunun bir his olduğunu bilir | Korunur: kişi bunun bir his olduğunu bilir |
Derealizasyon ve Depersonalizasyonun Belirtileri Nelerdir?
Derealizasyonun belirtileri arasında çevreyi rüyadaymış gibi, bulanık, iki boyutlu ya da yapay algılamak, tanıdık yerleri yabancı bulmak ve zamanın çok hızlı ya da yavaş geçtiğini hissetmek sayılır. Depersonalizasyonda ise kendini dışarıdan izleme, duygusal uyuşukluk, bedenin kendine ait değilmiş gibi gelmesi ve düşüncelerin kendisine ait değilmiş gibi hissedilmesi öne çıkar.
- Çevrenin sis, cam ya da film perdesi arkasındaymış gibi algılanması
- Tanıdık yerlerin ve insanların yabancı gelmesi
- Seslerin uzaktan geliyormuş ya da boğuk duyulması
- Kendini dışarıdan izliyormuş gibi hissetme
- Duyguları hissedememe, duygusal donukluk
- Aynadaki yansımaya yabancılaşma
- Hareketlerin otomatik ve robot gibi gelmesi
- Bu hislerin “delirdiğim” anlamına geldiği korkusu
Bu belirtiler birkaç saniye, dakika ya da saat sürebilir; bazı kişilerde ise günlerce, hatta sürekli devam edebilir. Belirtilerin ne zaman başladığını, ne kadar sürdüğünü ve neyle tetiklendiğini not etmek, değerlendirmede çok yardımcı olur.
Derealizasyon Delirmek mi, Psikozdan Farkı Nedir?
Hayır, derealizasyon ve depersonalizasyon delirmek anlamına gelmez. En önemli fark, kişinin yaşadığı şeyin bir his olduğunu bilmesidir: “Dünya gerçek değilmiş gibi geliyor ama gerçek olduğunu biliyorum” der. Psikozda ise kişi gerçek dışı inançlara gerçekten inanır ya da başkalarının duymadığı sesleri gerçek olarak duyar ve bunların gerçek olmadığını fark edemez.
Derealizasyon yaşayan kişilerin en büyük korkusu çoğu zaman delirmek ya da kontrolü kaybetmektir; bu korku da kaygıyı artırarak belirtileri besler. Bu ayrımı bilmek, korku döngüsünü kırmanın önemli bir adımıdır. Başkalarının duymadığı sesleri duyma ya da başkalarının paylaşmadığı inançlar gibi belirtiler varsa ise beklemeden bir psikiyatriste başvurmak gerekir. Bu konuyu kafamda sesler duyuyorum, deliriyor muyum yazımızda ele aldık.
Derealizasyon Neden Olur?
Derealizasyon ve depersonalizasyonun en sık nedenleri yoğun kaygı, panik ataklar, uzun süreli stres, uykusuzluk, travmatik yaşantılar ve esrar başta olmak üzere bazı maddelerin kullanımıdır. Beynin aşırı tehdit altında hissettiğinde duygusal tepkileri geçici olarak “kısması”, yani bir tür koruma tepkisi olarak ortaya çıktığı düşünülmektedir.[3]
| Tetikleyici | Nasıl etkiler? |
|---|---|
| Panik atak ve yoğun kaygı | Alarm sistemi aşırı çalışınca algı ve duygular geçici olarak kopuklaşır |
| Uzun süreli stres ve tükenmişlik | Sürekli gerginlik zihinsel uzaklaşma hissine yol açabilir |
| Uykusuzluk | Yorgun beyin algıyı bulanıklaştırır, gerçek dışılık hissini artırır |
| Travma | Dayanılmaz bir anda zihnin kendini koruma tepkisi olarak gelişebilir |
| Esrar ve diğer maddeler | Bazı kişilerde ilk kullanımda bile uzun süren kopukluk başlatabilir |
| Depresyon | Duygusal uyuşukluk ve hissizlik depersonalizasyonla iç içe geçebilir |
Kısa süreli derealizasyon ve depersonalizasyon deneyimleri toplumda çok yaygındır; araştırmalar insanların önemli bir kısmının hayatının bir döneminde bu hisleri en az bir kez yaşadığını göstermektedir.[2] Sorun, bu deneyimlerin sık tekrarlaması, uzun sürmesi ve kişinin bunlardan korkarak hayatını kısıtlamaya başlamasıdır.
Panik Atak Derealizasyon Yapar mı?
Evet, panik atak sırasında derealizasyon ve depersonalizasyon sık görülür ve tanı ölçütlerinde de panik atağın belirtileri arasında sayılır. Atak sırasında hızlı nefes, çarpıntı ve yoğun korkuyla birlikte çevre gerçek dışı ya da uzak gelebilir; bu his de “deliriyorum” korkusunu besleyerek atağı büyütebilir.
Panik atağa bağlı derealizasyon genellikle atak geçtikçe azalır. Ancak bazı kişilerde ataklardan sonra da günlerce süren bir kopukluk hissi kalabilir ve kişi bu hissi sürekli kontrol ederek kaygısını artırabilir. Panik ataklarda bilişsel davranışçı terapi ilk basamak tedavilerdendir.[6] Atak anında yapılabilecekleri panik atak anında ne yapmalı rehberimizde anlattık.
Derealizasyon Ne Kadar Sürer?
Derealizasyon çoğu zaman kısa sürelidir; panik atak ya da yoğun stres anlarında birkaç dakika ile birkaç saat arasında sürer ve tetikleyici geçtikçe kaybolur. Uykusuzluk ya da uzun süreli kaygı dönemlerinde günlerce süren dalgalı bir kopukluk hissi yaşanabilir. Bazı kişilerde ise belirtiler aylarca, hatta yıllarca sürekli ya da sık tekrarlayan bir hâl alabilir.
Belirtilerin süresini uzatan en önemli etkenlerden biri, kişinin bu hisse odaklanıp sürekli kontrol etmesi ve ondan korkmasıdır. “Hâlâ gerçek dışı hissediyor muyum?” diye kendini sürekli denetlemek, dikkati hisse kilitler ve onu sürdürür. Kaygının azalması ve dikkatin günlük hayata dönmesiyle belirtiler çoğu zaman belirgin biçimde hafifler.
Depersonalizasyon-Derealizasyon Bozukluğu Nedir?
Depersonalizasyon-derealizasyon bozukluğu, depersonalizasyon ya da derealizasyon deneyimlerinin sürekli ya da tekrarlayıcı biçimde yaşandığı, kişinin gerçeklik bilgisinin korunduğu ve bu belirtilerin belirgin sıkıntıya ya da günlük hayatta bozulmaya yol açtığı bir durumdur. Tanı için belirtilerin madde kullanımı, başka bir ruhsal bozukluk ya da bedensel bir hastalıkla daha iyi açıklanamaması gerekir.[1]
Kısa süreli deneyimlerin aksine, bozukluk düzeyindeki tablo daha az görülür; toplum çalışmalarında yaklaşık yüzde bir ile iki arasında bildirilmiştir.[2] Genellikle ergenlik ya da genç yetişkinlikte başlar ve çoğu zaman kaygı ya da depresyonla birlikte görülür. Erken tanı ve tedaviyle belirtiler belirgin biçimde azaltılabilir.
Derealizasyon Tanısı Nasıl Konur?
Derealizasyon ve depersonalizasyonun değerlendirmesini bir psikiyatrist yapar. Uzman, belirtilerin nasıl yaşandığını, ne kadar sürdüğünü, neyle tetiklendiğini, kaygı, panik, depresyon ya da travma öyküsü olup olmadığını ve madde kullanımını sorar. Gerçeklik bilgisinin korunup korunmadığı da dikkatle değerlendirilir; bu, tabloyu psikozdan ayıran temel noktadır.
Nadiren epilepsi, migren, baş yaralanmaları ya da bazı ilaçlar da benzer belirtilere yol açabildiği için gerekli görülürse bu nedenler araştırılır. Özellikle belirtiler ani başlıyor, kısa nöbetler hâlinde geliyor ya da bilinç değişikliği eşlik ediyorsa nörolojik değerlendirme önemlidir. Değerlendirme sonunda altta yatan kaygı, depresyon ya da travmanın tedavisi planlanır.
Derealizasyon ve Depersonalizasyon Nasıl Tedavi Edilir?
Derealizasyon ve depersonalizasyonun tedavisinde en önemli adım, altta yatan kaygı, panik, depresyon ya da travmanın ele alınmasıdır. Bilişsel davranışçı terapi, kişinin bu hislere yüklediği felaket anlamlarını değiştirmeye, kaçınma ve kontrol davranışlarını azaltmaya ve dikkati yeniden dış dünyaya yöneltmeye yardımcı olur; bu yaklaşımın depersonalizasyon bozukluğunda yararlı olduğu bildirilmiştir.[5]
Depersonalizasyon-derealizasyon bozukluğu için özel olarak onaylanmış bir ilaç yoktur; ancak eşlik eden kaygı ya da depresyon varsa hekim bu durumlar için ilaç tedavisini değerlendirebilir.[4] Travma öyküsü olan kişilerde travma odaklı terapiler öne çıkar. Esrar gibi maddeler belirtileri tetiklediği ya da sürdürdüğü için bu maddelerden uzak durmak tedavinin önemli bir parçasıdır.
Derealizasyon Anında Ne Yapılmalı?
Derealizasyon ya da depersonalizasyon anında önce bu hissin tehlikeli olmadığını ve geçeceğini kendinize hatırlatın. Ardından yavaş nefes alın ve dikkatinizi duyularınıza verin: gördüğünüz beş şeyi, duyduğunuz dört sesi, dokunduğunuz üç yüzeyi, aldığınız iki kokuyu ve bir tadı sayın. Soğuk su ile yüzünüzü yıkamak ya da elinizde bir buz tutmak da bedeni şimdiki ana getirir.
Hissi zorla gidermeye çalışmak ya da sürekli “geçti mi?” diye kontrol etmek onu uzatabilir; bunun yerine dikkatinizi yaptığınız işe, bir sohbete ya da kısa bir yürüyüşe vermek daha etkilidir. Uykunuzu düzenlemek, kafeini azaltmak ve gün içinde hareket etmek de bu hislerin sıklığını azaltır. Topraklama ve nefes tekniklerini düzenli olarak sakin zamanlarda da çalışmak, zor anlarda onları kullanmayı kolaylaştırır.
Ne Zaman Uzmana Başvurmalısınız?
Derealizasyon ya da depersonalizasyon sık tekrarlıyor, saatlerce ya da günlerce sürüyor, sizi korkutuyor ve günlük hayatınızı, işinizi ya da ilişkilerinizi etkiliyorsa bir uzmana başvurmanın zamanı gelmiştir. Belirtiler bir madde kullanımından sonra başladıysa, travmatik bir olaydan sonra ortaya çıktıysa ya da kaygı ve depresyon eşlik ediyorsa değerlendirme özellikle önemlidir.
Bulunduğunuz ildeki uzmanları, örneğin İstanbul yetişkin psikiyatrisi ya da Ankara yetişkin psikoloğu sayfalarımızdan inceleyerek randevu talebi gönderebilirsiniz. Başkalarının duymadığı sesler duyma, gerçek dışı inançlar ya da ölüm düşünceleri varsa beklemeden yardım alın; acil durumda 112’yi arayın.
Derealizasyon ile Kaygı Arasındaki Kısır Döngü Nasıl İşler?
Derealizasyon çoğu zaman kaygıyla başlar, ama kişinin bu hisse verdiği tepki onu sürdüren asıl etken hâline gelebilir. Gerçek dışılık hissini fark eden kişi “deliriyorum”, “bir daha asla normale dönemeyeceğim” diye düşündüğünde korkusu artar; artan korku da kopukluk hissini yoğunlaştırır. Böylece his, kaygıyı; kaygı da hissi besleyen bir döngü oluşur.
Bu döngü fark edildiğinde kırılabilir. Hissi tehlikeli bir işaret olarak değil, aşırı yorulmuş bir alarm sisteminin geçici bir yan etkisi olarak görmek, korkuyu azaltır. Terapide kişi bu yorumları sınamayı, his geldiğinde ona direnmek yerine kabul etmeyi ve dikkatini hayatına geri vermeyi öğrenir. Korku azaldıkça hissin sıklığı ve şiddeti de çoğu zaman azalır.
Derealizasyon Kimlerde Daha Sık Görülür?
Derealizasyon ve depersonalizasyon, kaygı bozukluğu, panik bozukluk, depresyon ya da travma sonrası stres bozukluğu olan kişilerde daha sık görülür. Çocuklukta duygusal ihmal ya da istismar yaşamış olmak, yoğun stres altında yaşamak, uzun süre uykusuz kalmak ve esrar gibi maddeler kullanmak da riski artırır. Belirtiler en sık ergenlik ve genç yetişkinlik döneminde başlar.
Bu deneyimler herhangi bir kişide de, örneğin çok yorgun olunan bir günde, uzun bir yolculuktan sonra ya da ani bir şok anında kısa süreliğine ortaya çıkabilir. Bu tür kısa ve tek seferlik deneyimler genellikle endişe verici değildir. Önemli olan belirtilerin tekrarlayıp tekrarlamadığı ve kişinin hayatını etkileyip etkilemediğidir.
Travma Sonrasında Derealizasyon Neden Olur?
Çok yoğun ve dayanılmaz bir tehdit anında, örneğin bir kaza, saldırı ya da afet sırasında, zihin kendini korumak için yaşananlardan uzaklaşabilir; kişi olanları bir filmi izler gibi, kendinden kopuk biçimde yaşayabilir. Bu tepki, o anda kişiyi yoğun duygusal acıdan koruyan bir hayatta kalma mekanizmasıdır.
Ancak bu kopukluk travmadan sonra da sürerse, kişinin travmayı işlemesini ve günlük hayatına katılmasını zorlaştırabilir. Travma sonrası stres bozukluğunda dissosiyatif belirtiler belirgin olabilir ve bu durumda travma odaklı terapiler önem kazanır. Travma tepkilerini travma sonrası stres bozukluğu yazımızda anlattık.
Uykusuzluk Derealizasyonu Artırır mı?
Evet. Uzun süre uykusuz kalmak ya da uyku düzeninin bozulması, birçok kişide algıyı bulanıklaştırır ve gerçek dışılık hissini artırır. Yorgun bir beyin dış dünyadan gelen uyarıları işlemekte zorlanır; bu da çevrenin uzak ve yapay gelmesine yol açabilir. Uykusuzluk ayrıca kaygıyı artırarak derealizasyonu dolaylı olarak da besler.
Derealizasyon yaşayan kişilerde düzenli uyku, tedavinin en basit ama en etkili parçalarından biridir. Her gün aynı saatte kalkmak, akşamları ekrandan uzak durmak ve kafeini sınırlamak, belirtilerin sıklığını azaltabilir. Uyku sorunlarınız varsa uykusuzluk rehberimize bakabilirsiniz.
Derealizasyonla Günlük Hayatta Nasıl Baş Edilir?
Derealizasyonla baş etmenin en önemli ilkesi, hayatı bu hisse göre düzenlememektir. Hissin geçmesini bekleyerek işe, okula ya da sosyal ortamlara gitmemek kaçınmayı artırır ve hissin hayatınızdaki yerini büyütür. Bunun yerine his varken de günlük işlere devam etmek, zamanla beynin bu hisse daha az önem vermesini sağlar.
Gün içinde dikkatinizi dış dünyaya veren etkinlikler, örneğin yürüyüş, el işleri, yemek yapmak ya da bir arkadaşla konuşmak, kopukluk hissini azaltır. İnternette belirtiler hakkında saatlerce okuma yapmak ise çoğu zaman kaygıyı artırır. Duygularınızı ve yaşadıklarınızı güvendiğiniz biriyle paylaşmak, yalnızlık ve utanç duygusunu hafifletir.
Yakınlar Derealizasyon Yaşayan Birine Nasıl Destek Olabilir?
Derealizasyon yaşayan birine destek olurken onun anlattıklarını küçümsememek, “abartıyorsun” ya da “kafana takma” dememek önemlidir. Bu deneyim dışarıdan görünmediği için kişi anlaşılmadığını hissedebilir. “Bunun ne kadar korkutucu olduğunu anlıyorum, bu bir his ve geçecek” gibi sakin ve güven veren cümleler kişiyi rahatlatır.
Zor anlarda kişiyle birlikte yavaş nefes almak, ona çevredeki somut şeyleri anlattırmak ya da kısa bir yürüyüşe çıkmak yardımcı olabilir. Belirtiler sık tekrarlıyorsa kişinin bir uzmana başvurmasını cesaretlendirmek ve randevu gibi pratik konularda yardım etmek de değerli bir destektir.
Derealizasyon Görme Sorunu mu?
Derealizasyon yaşayan bazı kişiler gördükleri şeylerin bulanık, düz, renksiz ya da çok parlak olduğunu anlatır ve bunun bir göz sorunu olduğunu düşünebilir. Derealizasyondaki bu değişiklikler genellikle gözün kendisinden değil, beynin görsel bilgiyi duygusal olarak işleme biçimindeki geçici değişiklikten kaynaklanır; kişi görmeye devam eder, ama gördüğü şey “gerçek” gibi hissettirmez.
Yine de ani görme kaybı, çift görme, görme alanında kararma ya da baş ağrısıyla birlikte görme bozukluğu gibi belirtiler derealizasyona bağlanmamalı ve beklemeden değerlendirilmelidir. Görme sorununa dair kaygılarınız varsa göz muayenesi yaptırmak, bu kaygıyı gidererek derealizasyonun yarattığı korkuyu da azaltabilir.
Çocuk ve Ergenlerde Depersonalizasyon Görülür mü?
Evet, depersonalizasyon ve derealizasyon deneyimleri ergenlik döneminde de görülebilir ve bozukluk düzeyindeki tablolar çoğu zaman bu dönemde başlar. Ergenler bu deneyimleri “her şey rüya gibi”, “kendimi hissetmiyorum” ya da “kafamda bir sis var” gibi ifadelerle anlatabilir; ancak çoğu zaman utandıkları ya da anlaşılmayacaklarından korktukları için kimseye söylemezler.
Ergenlerde bu belirtiler yoğun sınav stresi, zorbalık, aile içi sorunlar, uykusuzluk ya da madde kullanımıyla ilişkili olabilir. Gencin anlattıklarını ciddiye almak ve bir çocuk ve ergen uzmanından değerlendirme istemek önemlidir. Çocuk ve ergenlerle çalışan uzmanlar için çocuk ve ergen psikiyatrisi yazımıza bakabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Derealizasyon ne demek?
Derealizasyon, çevrenin gerçek dışı, uzak ya da rüyadaymış gibi algılanmasıdır. Kişi bunun bir his olduğunu bilir. Çoğu zaman yoğun kaygı, panik atak, uykusuzluk ya da stresle ilişkilidir.
Derealizasyon kalıcı mıdır?
Çoğu kişide derealizasyon kalıcı değildir ve tetikleyici geçtikçe azalır. Uzun süren durumlarda da altta yatan kaygının tedavisi ve bilişsel davranışçı terapiyle belirtiler belirgin biçimde hafifleyebilir.
Derealizasyon testi var mı?
Sitemizdeki depersonalizasyon testi, kendinize ve çevrenize yabancılaşma deneyimlerinizi gözden geçirmenize yardımcı olur. Test tanı koymaz; kesin değerlendirmeyi bir uzman yapar.
Esrar derealizasyon yapar mı?
Evet, esrar bazı kişilerde ilk kullanımda bile yoğun ve uzun süren derealizasyon ve depersonalizasyon başlatabilir. Bu belirtiler yaşanmışsa maddeden uzak durmak ve bir uzmana başvurmak önemlidir.
Derealizasyon şizofreni belirtisi mi?
Derealizasyon tek başına şizofreni belirtisi değildir. Derealizasyonda kişi yaşadığının bir his olduğunu bilir; şizofrenide ise gerçeklik bilgisi bozulur. Başkalarının duymadığı sesler ya da gerçek dışı inançlar varsa ayrıca değerlendirme gerekir.
Derealizasyon ve depersonalizasyonu anlatan bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; kişisel değerlendirmenin yerini tutmaz. Belirtileriniz sizi korkutuyor ya da günlük hayatınızı etkiliyorsa bir uzmanla görüşün. Ölüm ya da kendinize zarar verme düşünceleri yaşıyorsanız zaman kaybetmeden 112’yi arayın.

Bu yazı hakkında ne düşünüyorsunuz?
1 yorumDüşüncenizi ya da deneyiminizi birkaç cümleyle paylaşabilirsiniz. Takma ad kullanabilirsiniz; telefon ya da adres yazmayın, yorumunuz herkese açık yayımlanır.
Okurların yorumları
Doruk Yener
Sosyal ortamlarda her zaman kendimi geri cekmek beni yoruyordu. Bu makaledeki bilgiler ozguveni artırmak için somut yollar sunuyor.