Bir bakışta
Yetişkin bir kişi, acil bir tehlike yoksa tedaviyi reddetme hakkına sahiptir. Suçlama ve tartışma yerine gözlemlere dayalı, sakin bir konuşma; küçük ve kabul edilebilir ilk adımlar önermek; kişinin kendi hedeflerine odaklanmak daha etkilidir. Kendine ya da başkasına zarar verme riski, yemeyi içmeyi bırakma gibi durumlarda ise acil yardım istenmelidir.
"Annemin aylardır yataktan çıkmadığını görüyorum ama doktora gitmeyi kabul etmiyor." "Kardeşim kimseye güvenmediğini, telefonunun dinlendiğini söylüyor; ona yardım almasını önerdiğimde bize düşman oluyor." "Eşim her akşam içiyor ve bunun bir sorun olmadığını söylüyor." Bu cümleler, ruhsal sorunu olan bir yetişkinin yakınlarından sık duyduğumuz cümlelerdir. Sevdiğiniz birinin zorlandığını görmek ve yardım almasını sağlayamamak, çaresizlik, öfke ve suçluluk duygularına yol açar. Bu yazıda bu zor durumda neler yapabileceğinizi, neleri yapmamanın daha iyi olacağını ve hangi durumlarda beklemeden yardım istemeniz gerektiğini anlatıyoruz.
Neden tedaviyi reddeder?
Tedaviyi reddetmenin arkasında çoğu zaman tek bir neden değil, birkaç neden bir arada bulunur:
- Hastalığın kendisi: Bazı ruhsal hastalıklarda, özellikle psikotik bozukluklarda ve mani dönemlerinde, kişi hasta olduğunu fark edemez. Bu bir inat değil, hastalığın bir belirtisidir.
- Damgalanma korkusu: "Deli damgası yemek", iş yerinde ya da çevrede duyulmak, aile adına utanç endişesi.
- İlaç korkusu: Bağımlı olma, kişiliğin değişmesi ya da yan etkiler konusunda kaygılar.
- Umutsuzluk: Depresyondaki kişi hiçbir şeyin işe yaramayacağına inanabilir.
- Önceki kötü deneyimler: Daha önce iyi gitmeyen bir tedavi, zorla yatış ya da anlaşılmadığını hissettiği bir görüşme.
- Kontrolü kaybetme hissi: Özellikle aile baskısı arttıkça, tedaviyi reddetmek kişinin kendi kararlarını koruma biçimine dönüşebilir.
Bu nedenleri anlamaya çalışmak, yaklaşımınızı belirlemede ilk adımdır.
Konuşmaya nasıl başlanır?
Doğru zamanı seçin: Bir tartışmanın ortasında, kişi alkollüyken ya da çok yorgunken yapılan konuşmalar çoğu zaman sonuç vermez. Sakin, baş başa ve acele etmeyeceğiniz bir an seçin.
Gözlemlerinizi paylaşın, etiket koymayın: "Sen depresyondasın" ya da "sen hastasın" yerine "Son birkaç haftadır geceleri uyuyamadığını, eskiden sevdiğin şeyleri yapmadığını görüyorum" gibi somut gözlemleri paylaşın.
Kendi duygularınızı anlatın: "Senin için endişeleniyorum" ya da "Seni böyle görmek beni üzüyor" demek, suçlayıcı olmadan kaygınızı iletir.
Dinleyin: Kişinin kendi açıklamasını, korkularını ve itirazlarını sözünü kesmeden dinleyin. Haklı bulduğunuz noktaları kabul edin.
Kişinin kendi hedeflerine bağlayın: "Tedavi olman lazım" yerine "Uykunun düzelmesini istiyor musun?", "İşe yeniden odaklanabilmek ister misin?" gibi kişinin kendi önemsediği konulardan yola çıkın.
Hangi cümleler işe yarar, hangileri yaramaz?
| Genellikle işe yaramayan | Daha yararlı olabilecek |
|---|---|
| "Toparlan artık" | "Son zamanlarda çok zorlandığını görüyorum" |
| "Sen delirdin" | "Anlattıkların seni çok korkutuyor gibi, yanındayım" |
| "Doktora gitmezsen evi terk ederim" | "Seninle birlikte gitmeyi çok isterim" |
| "Bu ilaçlar seni iyileştirecek, kullan" | "İlaç konusundaki çekincelerini doktora birlikte soralım mı?" |
| "Herkes senin yüzünden yoruldu" | "Hepimiz senin iyi olmanı istiyoruz" |
Küçük ve kabul edilebilir adımlar önerin
Tedaviyi tümden reddeden biri, daha küçük bir adımı kabul edebilir:
- Psikiyatrist yerine önce aile hekimine ya da genel bir sağlık kontrolüne gitmek
- Uyku ya da yorgunluk gibi kişinin kendisinin de kabul ettiği bir yakınmayla başlamak
- Tek bir görüşmeye "bakmak için" gitmeyi kabul etmek
- Yüz yüze yerine online bir görüşme
- Görüşmeye bir yakınıyla birlikte gitmek
- Kişinin kendi seçtiği bir hekime başvurmak
İlk görüşmede kişinin anlaşıldığını hissetmesi, sonraki adımları çoğu zaman kolaylaştırır.
Aile olarak siz de destek alabilirsiniz
Yakınınız tedaviyi reddetse bile, siz bir uzmana başvurabilirsiniz. Aile görüşmelerinde; hastalık hakkında bilgi alabilir, yakınınızla nasıl konuşacağınızı planlayabilir, acil durumlarda neler yapacağınızı öğrenebilir ve kendi tükenmişliğinizle ilgilenebilirsiniz. Ailenin tutumundaki değişiklikler, zaman zaman kişinin yardım almaya ikna olmasında belirleyici olur.
Hastalığa özgü bazı ipuçları
Depresyonda: Kişi çoğu zaman yardımı hak etmediğini ya da hiçbir şeyin işe yaramayacağını düşünür. Bu düşüncelerin hastalığın bir parçası olduğunu nazikçe hatırlatmak ve randevu alma, ulaşım gibi pratik yükleri üstlenmek kararı kolaylaştırabilir.
Bipolar bozuklukta: Mani döneminde kişi kendini hiç olmadığı kadar iyi hisseder ve tedaviye ihtiyaç görmez. İyi bir dönemde, birlikte yazılı bir kriz planı hazırlamak, yani hangi işaretler görüldüğünde kime haber verileceğini önceden konuşmak, bu tür dönemlerde aileye yol gösterir.
Psikotik bozukluklarda: Sanrıları tartışmak ya da kişiyi ikna etmeye çalışmak çoğu zaman güveni zedeler. Bunun yerine kişinin korkusunu ve sıkıntısını kabul eden, uyku ya da gerginlik gibi kabul ettiği yakınmalara odaklanan bir yaklaşım daha etkilidir.
Alkol ve madde kullanımında: Ayık olunan bir anda, suçlamadan ve somut olaylara dayanarak konuşmak önemlidir. Kişinin kullanımı azaltma konusundaki küçük isteklerini desteklemek, tamamen bırakma beklentisinden daha gerçekçi bir başlangıç olabilir.
Sınırlar koymak
Destek olmak, her şeye katlanmak anlamına gelmez. Şiddet, tehdit, aşırı borçlanma ya da evdeki diğer bireylerin, özellikle çocukların, güvenliğini tehlikeye atan davranışlar karşısında net sınırlar koymak gerekir. Sınırları öfkeyle değil, sakin ve tutarlı bir biçimde ifade etmek önemlidir: "Seni seviyorum ve yanındayım; ama evde bağırarak tehdit edilmeyi kabul etmiyorum."
Ne zaman acil yardım istenmeli?
Yetişkin bir kişi, acil bir tehlike olmadığı sürece tedaviyi reddetme hakkına sahiptir. Ancak bazı durumlarda beklemek doğru değildir ve hemen yardım istenmelidir.
- Kendini öldürmekten söz etmesi, plan yapması ya da veda eder gibi davranması
- Başkasına zarar vermekle tehdit etmesi
- Günlerdir yemek yememesi, su içmemesi
- Gerçeklikle bağının tamamen koptuğunu düşündüren ve güvenliği tehlikeye atan davranışlar
- Aşırı alkol ya da madde alımı, bilinç bulanıklığı
Bu tür acil durumlarda, kişinin kendisi ya da çevresi için ciddi bir tehlike oluşturduğu hâllerde, yasal düzenlemeler çerçevesinde kişinin isteği dışında da değerlendirme ve tedavi yapılabilir. Bu karar hekimler tarafından ve yasal güvenceler içinde verilir.
Somut bir örnek
Altmış yaşında bir baba, eşini kaybettikten sonra aylardır evden çıkmıyor, yemek yemeyi ihmal ediyor ve doktora gitmeyi reddediyor. Kızı, önce kendisi bir psikiyatri görüşmesine başvuruyor. Görüşmede babasıyla nasıl konuşacağını planlıyor. Bir akşam babasına "Annemden sonra çok yalnız kaldığını ve geceleri uyuyamadığını biliyorum; sadece uykun için bir doktora birlikte gidelim mi?" diyor. Babası, uyku konusunda yardım almayı kabul ediyor. İlk görüşmede kendini anlaşılmış hisseden baba, ikinci görüşmeye kendisi gelmek istiyor.
Kabul ettikten sonra
Yakınınız bir görüşmeye gitmeyi kabul ettiğinde süreç bitmiş sayılmaz. İlk randevuyu mümkün olan en yakın tarihe almak, ulaşımda yardımcı olmak, isterse görüşmeye eşlik etmek ve sonrasında baskı kurmadan nasıl geçtiğini sormak, ikinci adımı kolaylaştırır. İlaç başlandıysa kullanımı denetlemek yerine yan etkiler konusunda konuşmaya açık olmak daha yararlıdır.
Kendinize de iyi bakın
Tedaviyi reddeden bir yakınla yaşamak uzun soluklu ve yorucu bir süreçtir. Kendi uykunuzu, sağlığınızı ve sosyal ilişkilerinizi ihmal etmemeniz; bu süreçte aile içinde sorumlulukları paylaşmanız; gerektiğinde kendiniz için de destek almanız, hem sizin hem de yakınınızın iyiliği için önemlidir.
Son söz
Bir yetişkini tedaviye zorlamak çoğu zaman mümkün değildir ve çoğu zaman da işe yaramaz. Ancak sabırlı, saygılı ve tutarlı bir yaklaşım, güveni artırır ve kişinin bir gün "evet" demesinin zeminini hazırlar. Bu süreçte yalnız olmadığınızı bilmek, sizin de destek alabileceğinizi hatırlamak önemlidir. Bugün atılan küçük bir adım, yarın büyük bir değişimin başlangıcı olabilir.
