İçeriğe geç
Randevu Talebi

Hasta Rehberi · 5 dk okuma

Yaşlılıkta depresyon ve unutkanlık, bunama mı depresyon mu?

"Yaşlandı, unutuyor" diye geçiştirilen pek çok tablonun altında tedavi edilebilir bir depresyon yatabilir; doğru ayrım yaşam kalitesini değiştirir.

Eski deri kaplı defterin üzerindeki gözlük, yaşlılıkta depresyon ve unutkanlığın ayırt edilmesi konusunu simgeliyor.

Yaşlanan bir anne ya da babanın son zamanlarda daha çok unuttuğunu, eskisi kadar konuşmadığını, sevdiği şeylerle ilgilenmediğini fark etmek aileler için endişe vericidir. Çoğu zaman ilk akla gelen bunama, yani demans olur. Oysa ileri yaşta görülen unutkanlık ve içe kapanmanın tek nedeni demans değildir. Depresyon da benzer belirtilerle ortaya çıkabilir ve bu durumda tablo büyük ölçüde tedavi edilebilir.

Bu yazıda yaşlılıkta depresyonun nasıl göründüğünü, demansla nasıl karıştığını, iki durumun nasıl ayırt edildiğini ve ailelerin neler yapabileceğini ele alıyoruz.

Yaşlılıkta depresyon neden gözden kaçar?

Depresyon her yaşta görülebilir; ancak ileri yaşta farklı bir görünüme bürünebilir ve sıklıkla fark edilmez. Bunun birkaç önemli nedeni vardır. Randevu öncesinde yetişkin psikiyatrisi ana sayfasındaki uzman tanıtımlarını inceleyebilirsiniz.

Birincisi, yaşlı bireyler duygularını çoğu zaman "üzgünüm" ya da "mutsuzum" şeklinde ifade etmez. Bunun yerine yorgunluk, ağrı, uykusuzluk, iştahsızlık ya da unutkanlık gibi bedensel ve bilişsel yakınmalardan söz ederler.

İkincisi, çevredeki kişiler bu değişiklikleri yaşlanmanın doğal bir parçası olarak görür. "Yaşlandı, ondan" düşüncesi, depresyonun tedavisiz kalmasına yol açabilir.

Üçüncüsü, ileri yaşta eşlik eden kronik hastalıklar ve kullanılan çok sayıda ilaç, depresyon belirtilerini maskeleyebilir ya da onlarla karışabilir.

Yaşlılıkta depresyonun belirtileri

İleri yaşta depresyon şu belirtilerle kendini gösterebilir:

  • Daha önce keyif alınan etkinliklere, torunlara, hobilere ilgi kaybı,
  • Sosyal ortamlardan çekilme, evden çıkmak istememe,
  • Sürekli yorgunluk ve enerji düşüklüğü,
  • Uyku düzeninde bozulma, sabah erken uyanma,
  • İştahsızlık ve kilo kaybı,
  • Açıklanamayan ağrılar, bedensel yakınmaların artması,
  • Dikkat ve bellek sorunları, karar vermekte zorlanma,
  • Huzursuzluk, sinirlilik ya da tersine aşırı durgunluk,
  • Kendini yük olarak görme, değersizlik duyguları,
  • Ölümden söz etme, "artık yaşamanın anlamı yok" gibi ifadeler.

Son madde özellikle önemlidir. İleri yaşta intihar riski, toplumun sandığından yüksektir ve çoğu zaman önceden işaret verir. Bu tür ifadeler hiçbir zaman geçiştirilmemeli, kişiyle açıkça konuşulmalı ve hemen bir hekime başvurulmalıdır.

Depresyon ve unutkanlık arasındaki ilişki

Depresyon, dikkat ve bellek üzerinde belirgin etkiler yaratabilir. Depresyondaki bir kişi yeni bilgileri öğrenmekte zorlanır, dikkatini toplayamaz, okuduğunu ya da duyduğunu akılda tutamaz. Bu durum ileri yaşta o kadar belirgin olabilir ki dışarıdan bakıldığında demansla karıştırılabilir. Eskiden bu tabloya "psödodemans", yani sahte bunama da deniyordu.

Bu iki durum arasındaki ilişki tek yönlü de değildir. Demansın erken döneminde depresyon sık görülür; bazı kişilerde depresyon, demansın ilk belirtisi olabilir. Ayrıca ileri yaşta tekrarlayan depresyon, ilerleyen yıllarda demans riskini artırabilir. Bu nedenle unutkanlık ve depresyon belirtileri bir arada görüldüğünde dikkatli ve ayrıntılı bir değerlendirme yapılması gerekir.

Depresyon mu, demans mı? İpuçları

Kesin ayrım ancak uzman değerlendirmesiyle yapılabilir; ancak bazı özellikler hangi tablonun daha olası olduğu konusunda ipucu verebilir:

Başlangıç. Depresyona bağlı unutkanlık genellikle daha hızlı, haftalar ya da birkaç ay içinde başlar ve çoğu zaman bir kayıp, taşınma ya da hastalık gibi bir yaşam olayının ardından ortaya çıkar. Demans ise genellikle yavaş ve sinsi biçimde, yıllar içinde ilerler.

Kişinin unutkanlığa tutumu. Depresyondaki kişi unutkanlığından yoğun biçimde yakınır, "aklım gitti, hiçbir şey hatırlamıyorum" der ve kendini olduğundan daha kötü değerlendirir. Demansın ilerleyen dönemlerindeki kişi ise unutkanlığını küçümseyebilir, fark etmeyebilir ya da örtmeye çalışabilir.

Sorulara verilen cevaplar. Depresyondaki kişi bellek testlerinde sık sık "bilmiyorum" der, çaba göstermekte zorlanır. Demansta ise kişi cevap vermeye çalışır ama yanlış ya da uydurma cevaplar verebilir.

Duygu durumu. Depresyonda çökkünlük, isteksizlik ve umutsuzluk ön plandadır ve bilişsel sorunlardan önce ya da onlarla birlikte başlar.

Bu ipuçları yalnızca genel bir yol gösterir. Pek çok kişide iki durum bir arada bulunabilir.

Değerlendirme nasıl yapılır?

İleri yaşta unutkanlık ve depresyon belirtileri görüldüğünde kapsamlı bir değerlendirme gerekir. Bu değerlendirme genellikle şunları içerir:

  • Kişiyle ve yakınlarıyla ayrıntılı görüşme: belirtilerin ne zaman ve nasıl başladığı, günlük yaşam becerilerindeki değişiklikler,
  • Duygu durumunun değerlendirilmesi,
  • Bellek, dikkat, dil ve yürütücü işlevleri ölçen nöropsikolojik testler,
  • Kan tetkikleri: tiroid hormonları, B12 vitamini, kan şekeri ve diğer değerler,
  • Kullanılan tüm ilaçların gözden geçirilmesi,
  • Gerekirse beyin görüntüleme ve nöroloji görüşü.

Bazı ilaçlar, vitamin eksiklikleri, tiroid sorunları ya da enfeksiyonlar da unutkanlık ve durgunluğa yol açabilir. Bu nedenlerin tedavisiyle tablo düzelebilir.

Tedavi seçenekleri

Yaşlılıkta depresyon tedavi edilebilir bir hastalıktır ve tedaviye yanıt genellikle iyidir. Depresyona bağlı unutkanlık da depresyon düzeldikçe belirgin biçimde iyileşir.

İlaç tedavisi. Antidepresan ilaçlar ileri yaşta da etkilidir. Ancak yaşlılarda ilaçların vücutta işlenmesi farklı olduğundan, düşük dozlarla başlanır ve doz yavaş yavaş artırılır. Kişinin kullandığı diğer ilaçlarla etkileşimler dikkatle değerlendirilir.

Psikoterapi. Destekleyici görüşmeler, bilişsel davranışçı terapi ve sorun çözme odaklı yaklaşımlar, ileri yaştaki bireylerde de olumlu sonuçlar verir.

Sosyal ve fiziksel etkinlik. Düzenli yürüyüş, sosyal ilişkilerin sürdürülmesi, anlamlı uğraşlar ve günlük bir rutin, hem duygu durumunu hem de bilişsel işlevleri destekler.

Uyku düzeni. Gündüz uzun süre uyumak gece uykusunu bozar. Düzenli yatma ve kalkma saatleri, gün ışığına çıkma ve gündüz hareketli kalma uykuyu iyileştirir.

Ailelere öneriler

Yaşlı bir yakınınızda bu belirtileri fark ettiğinizde, değişiklikleri yaşlılığa bağlayıp geçiştirmeyin. Onunla sakin bir zamanda nasıl hissettiğini konuşun; yakınmalarını küçümsemeden dinleyin. Hekim görüşmesine eşlik etmek, belirtilerin ne zaman başladığını ve nasıl seyrettiğini anlatmak, doğru değerlendirmeye büyük katkı sağlar. Kullandığı tüm ilaçların bir listesini hazırlamak da önemlidir.

Tedavi sürecinde sabırlı olmak gerekir. Antidepresanların etkisi birkaç hafta içinde ortaya çıkar. Bu süreçte düzenli telefon görüşmeleri, ortak yemekler ve küçük birlikte geçirilen anlar, yakınınızın kendini yalnız hissetmemesine yardımcı olur.

Yalnızlık, kayıplar ve emeklilik

İleri yaş, pek çok kaybın üst üste yaşandığı bir dönem olabilir. Eşin ya da yakın arkadaşların kaybı, emeklilikle birlikte iş ortamından ve rutinlerden kopma, çocukların uzak şehirlere taşınması ve bedensel sağlıktaki gerilemeler, kişinin kendini yalnız ve işlevsiz hissetmesine yol açabilir. Yalnızlık, yaşlılıkta depresyonun en güçlü besleyicilerinden biridir. Bu nedenle tedavi yalnızca ilaç ve görüşmelerden ibaret değildir; kişinin sosyal bağlarını yeniden kurması, gönüllü çalışmalar, mahalle etkinlikleri, yaşına uygun kurslar ya da düzenli aile buluşmaları gibi anlamlı uğraşlar edinmesi de iyileşmenin önemli bir parçasıdır.

İşitme ve görme sorunlarının etkisi

Az bilinen bir konu da işitme ve görme kaybının ruh sağlığı üzerindeki etkisidir. İyi duyamayan bir yaşlı, konuşmaları takip edemediği için sohbetlerden uzaklaşabilir; bu durum hem yalnızlığı artırır hem de unutkanlık gibi algılanabilir. İşitme cihazı ya da uygun gözlük kullanımı, bazen beklenmedik ölçüde duygu durumunu ve bilişsel işlevleri iyileştirir.

Son söz

Yaşlılıkta unutkanlık her zaman bunama anlamına gelmez. Depresyon, ileri yaşta sık görülen, çoğu zaman gözden kaçan ama tedavi edilebilen bir hastalıktır ve bellek sorunlarına yol açabilir. Erken ve doğru değerlendirme, hem depresyonun tedavi edilmesini hem de varsa demansın erken fark edilmesini sağlar. Yaşlı yakınlarımızın değişen hâllerini ciddiye almak, onlara daha nitelikli ve huzurlu yıllar kazandırmanın ilk adımıdır.